GÜL REÇELİYLE ANILAN KADIN: NAZMİYE DEMİREL

GÜL REÇELİYLE ANILAN KADIN: NAZMİYE DEMİREL

Konuşmama kararı alıp bunu hiç bozmamasıyla da, keskin meydana geldiği söylenen zekasını meydana koymaya zerre tenezzül etmemesiyle de, ojeli uzunca tırnaklarıyla da politik tarihimizdeki sayılabilir enteresan kadından… Evlenme yıldönümü pastasının 12 Mart’ta kesilmesi, helvasının 27 Mayıs’ta kavrulmasıyla, siyasetle organik bir bağı var adeta… Ama diğer yandan da bambaşka bir kadın: Gül reçeliyle anımsanan bir ev kadını. Yaptığı gül reçelleri dillere destan. Evine gelenleri kesinlikle yediriyor, içiriyor, giderken de eline bir kavanoz reçel tutuşturuyor. İster first lady, arzu eder olağan vatandaş; bir bayanın gül reçeliyle anılacak olması ne güzel, ne tsüvari… Okumaya devam et “GÜL REÇELİYLE ANILAN KADIN: NAZMİYE DEMİREL”

CANIM, KINALI’YA CIVARı GELSENE

CANIM, KINALI’YA CIVARı GELSENE

Şiirlerinde adaları aşklara dekorasyon eden şairlerin en başında Yahya Kemal Beyatlı geliyor. Ama o Büyükada’nın şairi. Kınalıada’nın şairi olarak malum Fazıl Ahmet Aykaç’ın ona sitem ettiği bir şiiri var: “Uğramadın bu yaz bize hiç Kemal / Neyi bekliyorsun adeta güzü mü? / Bizi unutturdu sana tahmin / Gene bu Viranbağ’ın ekşi üzümü / Cidden bir birşey oluyor sana bu yil / Eskiyen dostlarını bıraktın tüm / Canım, Kınalı’ya civarı gelsene / Ekmek vesikanı alıp da bir gün.” (Bu şiir yazıldığında sene 1917, Birinci Hayat Savaşı sürmekte ve ekmek vesikaya bağlanmış vaziyette…) Son Zamanlarda Adalar’a altını çizen yüzlerce kez var. Kabataş’tan, Bostancı’dan, Kadıköy’den… Okumaya devam et “CANIM, KINALI’YA CIVARı GELSENE”

EN DOSTANE KOMŞULAR, EN ŞIMARTAN PLAJLAR

EN DOSTANE KOMŞULAR, EN ŞIMARTAN PLAJLAR

Molivos harika şayet denize girmelik yeri az. Petra’da normal koşullarda deniz berbat değil şayet ‘meltemi’ tecrübe et rüzgâra isabet gelirseniz, bir sürü kabarıp köpürüp kumlanıp, kazık atabiliyor. Petra’nın, Molivos dönüşlerinin pratikliği dışındaki vakası şu; insanı kavrayan bir semt. Sabahları kahvaltı yaptığınız kahvede her müdavimin yeri belli, 2. gidişte sizi de aileden sayıp merhaba veriyorlar. Ilion’un sahibi, eskiyen sinemacı biraderlerden biri, Geçen aylarda eşini kaybetmiş; elinizi avucunun içerisine alıp anlatırken gözleri doluyor, kucaklaşıyorsunuz. En güzel restoran Thalassa’da ahtapotun aşmış lezzetteki suyuna şamandıra yaparken, buranın sahibi Maria “Bu kolye Okumaya devam et “EN DOSTANE KOMŞULAR, EN ŞIMARTAN PLAJLAR”

NOHUTLU PİLAV MI, BALIK EKMEK Mİ

NOHUTLU PİLAV MI, BALIK EKMEK Mİ

Soruyu duyunca durdum: Ismin manası Arapçada Yunan tavuğu, Yunancada Fransız tavuğu, Fransızcada ise Hint tavuğu meydana gelen hayvanın bizdeki adı nedir? A) Sülün B) Ördek C) Hindi D) Tavuk Yarışan ‘Sülün’ deyip elendi, Doğrusu ‘Hindi’ olacaktı. Sıradaki! Kenan Işık, Kim Milyoner Olmak İster’in (atv) yepyeni yarışmacısına sordu: Önceden annelerin öbür telefonla bebeklerinin konuşmalarını dinlediği, benzer numaraya sahip iki telefon hattı hangi isimle anılırdı? A) Telsiz telefon B) Paralel telefon C) Ankesörü telefon D) Kutulu telefon Ihtiyar olmak bu şekilde bir Okumaya devam et “NOHUTLU PİLAV MI, BALIK EKMEK Mİ”

ŞEN KUZU GİBİ, BİR KUZU GİBİ, HEM BIR ŞEN HEM BIR MAHZUN!

ŞEN KUZU GİBİ, BİR KUZU GİBİ, HEM BIR ŞEN HEM BIR MAHZUN!

Otuzların kocaman tangocusu Seyyan Hanım’ın bir fantezi şarkısı, ‘Şen kuzu benzeri, bir kuzu benzeri, hem bir şen hem bir mahzun’ dizeleriyle başlar. Koca kent İstanbul’da dahi, demek ki ‘kuzu’, aşkî bir şarkının referans kaynağı olabiliyordu otuzlu yıllarda” diyen yazar kim? Selim İleri Murat Belge’nin Tarih Süresince Yiyecek Kültürü kitabında (İletişim Yayınları) ‘Koyun’a torpilli koltuk ayrılır. Yeryüzünde evcilleştirilen önce hayvanın oyun meydana geldiğini söyler Murat Belge: “Bugünkü haliyle koyuna baktığınızda, bunun bu gibi meydana gelmesine şaşacak bir yön yok benzeri. Üstelik ‘Evcilleşmiş olmasalar, bunların durumu nic’olurdu?’ diye sormak olası. Elbette bu civarı ‘koyunlaşmış’ olmaları, mühim ölçüde evcilleşmelerinin de neticesi. Ne olsa, halen yabanî koyun cinsleri de Okumaya devam et “ŞEN KUZU GİBİ, BİR KUZU GİBİ, HEM BIR ŞEN HEM BIR MAHZUN!”

BIKTIK KAFE YEMEKLERİNDEN

BIKTIK KAFE YEMEKLERİNDEN

Tarafsız olamam, hayatımın geçtiği cadde burası. En mutsuz ergenlik günlerimi Kristal’inde hamburger yiyerek atlattığım cadde. Halen önce boşlukta yürüyüşe çıktığım, alım satım amaçlı önce baktığım, randevu amaçlı önce aklıma iştirak eden, üç zaman uğramazsam apaçık özlediğim cadde. O yüzden beni ciddiye almayan, Hıncal Uluç’a kulak versin: “Bu Bağdat Caddesi, inanın dünyayı gezen biri olarak söylüyorum… Dünyanın yabancı yerinde yok… Yeryüzünde bir Bağdat Caddesi ek olarak yok…” Dünyanın en albenili caddelerinden biri var elimizde. Ve de hamle Okumaya devam et “BIKTIK KAFE YEMEKLERİNDEN”

ANTHONY BOURDAIN’DEN YOL YEMEĞİ

ANTHONY BOURDAIN’DEN YOL YEMEĞİ

Yazar, televizyoncu, aşçı, gezgin, gurme, gurman, hepsinin cisimleşmiş durumu Anthony Bourdain, New York’ta dev bir yiyecek çarşısı açmayı tasarılıyor. Tezgahlarda yol yemekleri olacak. İşin ‘garanti’ bölümünde da yatırımcı Stephen Werther. Bourdain, bütün dünyadan şefler, aracılar, yol yemeği ve seyyar satıcı efsanelerinden meydana gelen bir rüya kulübü tespit edeceğini anlatmış. Afaki, yol lezzetlerini bir araya toplamak. Barcelona’daki ‘balık pazarı’yla Singaptümör’daki seyyar satıcıları benzer ortamda buluşturmak. Takip ederiz biz onu. Okumaya devam et “ANTHONY BOURDAIN’DEN YOL YEMEĞİ”

CITY FARM BÜYÜYOR PEKİ UCUZLUYOR MU

CITY FARM BÜYÜYOR PEKİ UCUZLUYOR MU

Bağdat Caddesi Caddebostan’daki City Farm, beni etkileyen bir mağaza. İlle de organik takıntılı biri değilim, ama yürüyüş parkurumun tam üzerinde meydana geldiği amaçlı dönüşte burada mola sunmak âdetten. Etkilenmem şu yüzden: Satış elemanları (profesörleri mi demeli yoksa), üniversitede kolay bir şekilde Marketing 101 dersi verebilecek donanımdalar. Sattıkları ürüne, şeceresini çıkarabilecek ölçüde hakimler bir kere. Özelliği nedir, mevsimi, yöresi, yararı, kullanım sahası nedir, işlek google gibiler. Ellerindeki malzemeyi bir sürü sıkı tanıyorlar. Yalnızca ürünü değil, kime sattıklarını da: “Ayşanım, geçtiğimiz ay aldığınız argan yağı bittiyse, şu an indirimde. Yaban mersini de almadınız ne süredir, antibiyotik niyetine veriyorum anında…” Satış personellerine takıntım bir tarafa, City Okumaya devam et “CITY FARM BÜYÜYOR PEKİ UCUZLUYOR MU”

ÇOCUĞA VE EKMEĞE KIYAMAZSIN

ÇOCUĞA VE EKMEĞE KIYAMAZSIN

İnsanlar ellerinde ekmeklerle yürüdü, ekmekleri siyah kurdelelerle kapılara astı, ekmekleri kırmızı karanfillerin yanına bıraktı. Ekmeği; kederinin, öfkesinin simgesi inşa etti. İki mukaddes, genç ve ekmek bir araya gelmişti: Berkin Elvan yalnızca 15 yaşındaydı. Ve de kahvaltı amaçlı ekmek almaya evinin iki yol altındaki fırına giderken vurulmuştu biber gazı kapsülüyle. Pek masumdu, kurallar hiç eşdeğer değildi, o sebeple de taş benzeri çöktü içimize. Huzur içerisinde uyusun Berkin. Allah rahmet eylesin, yakınlarına sabır versin.
Türkmenlerde kımetli misafirler hep ‘duzçörek’ başka bir deyişle ‘tuz-ekmek’ ile karşılanırmış. Bir Türkmen, uzak Okumaya devam et “ÇOCUĞA VE EKMEĞE KIYAMAZSIN”

ÇOK TEZGÂH, AZ OT, BOL YEMEK

ÇOK TEZGÂH, AZ OT, BOL YEMEK

Bu yıl şenlik kritik ciddi perşembeden başlamış. Otları tanıma ve toplama gezileri inşa edilmiş. Yiyecek atölyeleri de perşembe ve cumaya dağılmış. Ama asıl şenlik cumartesi sabahı: Tezgâhlar, tezgâhlar, tezgâhlar… İnsanlar, vatandaşlar, vatandaşlar… Ve Allahım, o ne kalabalık! Tezgâh sayısı geçen seneye yönelik bir sürü çoğalmış. Sadece Pazaryeri Camii Alanı değil, Değirmenaltı’na da dağılmış. Ama yağmura hasret kalındığından mı acaba, yayılır azalmış. Şevketi bostan, arapsaçı, ebegümeci, karabaş… Enginar, bakla, ısırgan, çağla… Evet varlar ama geçtiğimiz yıl ek olarak boldular. Bu seneki şenlik, ek olarak ziyade bir panayır, kocaman bir kermes benzeri… Okumaya devam et “ÇOK TEZGÂH, AZ OT, BOL YEMEK”