Aşk, ihtiras ve evlilik

Aşk, ihtiras ve evlilik

BAŞLIKTAKİ üç kelime de bizzat başına karma karışık, kolay değil kavramlar. Hele beraber ele alındığında bu şekilde şeylerin kuramı kolay değil yapılır, zira işin içerisine bir de tutkular karıştığında birey beyninin siyah deliğine gireriz. Kolay Değil meydana geldiğini dahi bile yeniden de haftalardır bu kavramları açmaya en azından bizzat kafamda netleştirmeye çalışıyorum bu köşeden. Bu Sabah teoriye yeniden girmektense tüm bu kavramları bizzat içerisinde barındıran ve her evlilikte yaşanabilecek çelişkileri, acıları, tutkuları yaşamış meydana gelen bir birliktelikten bahsedeceğim. Esasında ben bu konuyla alakalı seneler öncesinde yazmıştım şayet bu sabah birlikteliklerin manası ve ruhu üstünde düşünürken bu konuya bir ek olarak dönme gereksinimi hissettim. Belli Bir Süre ardından göreceksiniz ki anlatacağım vakanın her hatıra farklı bir ruhsal çözümleme inşa etmeye uygun; tümü için farklı ayrı söylenecek bir sürü şey olabilmektedir. Şayet bunu uygulamak mahaline ben Okumaya devam et “Aşk, ihtiras ve evlilik”

HAVASI HATA KOKUYOR

HAVASI HATA KOKUYOR

Bu kentin havası hata kokuyor. İnsan bunu görünce noir filmlerin ve az hikâyelerin ne sebeple ağırlıkla burada üretildiğini anlıyor.
“L.A. Confidential” romanı ve filminde, polisiyle ve suçlularıyla ne türlü da kentin teslim alındığı ve klostrofobik bir atmosfer yaratıldığı, bu hata dünyasının bir tuhaf insaniyet şovu haline getirildiği anlatılır.
L. A. Confidential romanının da yazarı meydana gelen James Ellroy, Los Angeles hikâyelerinin anlatıldığı kitabının ismini bu sebeple “Destination Morgue” (İstikamet Morga) diye koymuştur. Ellroy’un annesi de bu ilde öldürülmüştü ve bu da daha daha sonra çocuğunun yazdığı “Black Dahlia” isimli romanı ve filmi doğurmuştu.
Her an her suçu rahatlıkla işleyebilecek kişilerin, zalim ve katı bir güzelliğe sahip femme fatale’lerin yer aldığı ilde, entrika ve komplolar hiç noksan olmuyor. Okumaya devam et “HAVASI HATA KOKUYOR”

ABD TSK’yı ne türlü sildi

ABD TSK’yı ne türlü sildi

AMERİKA ile TSK aralarında var meydana gelen “özel ilişki” sona ermeseydi ve bir zamanlar Amerikan idarenine “Bizim çocuklar” dedirtecek civarı yakın meydana gelen Türk Genelkurmayı’nın önemi Abd’da düşürülmemiş olsaydı Ülkemiz’deki farklı soruşturmalar ve tutuklamalar bu civarı pratik yapılamazdı. Başbakan Erdoğan son derece zeki bir taktik takip ederek farklı soruşturmalarda ve tutuklamalarda Abd’dan gelebilecek itirazları baştan kesti. Peki ne oluyor da kısa süre öncesinde Türk Genelkurmayıyla hükümetleri by-pass eden özel bir ilişkisi yer alan Abd bu ilişkisinden vazgeçti ve TSK’nın ehemmiyetini bizzat tasarıları arasında düşürdü.
Bunu anlamadan Ülkemiz’nin yepyeni evrensel düzendeki yepyeni konumunun ehemmiyetini de tanımlamak olası değil.
Peki acaba TSK’nın bu konuma itilmesinde Abd’nın saklı bir tasarısı mı var? Bir komplo mu söz konusu? Okumaya devam et “ABD TSK’yı ne türlü sildi”

DİNİN ÖNEMİ

DİNİN ÖNEMİ

Kendilerini ateist sanan bir takım bireylerin ilerleyen yaşlarında inançlı olmaya hüküm vermelerinin nedeni
tabii ki çok basittir. Vefat korkusunu yenmenin en kestirme yolu dindir. Bu yüzden dindarların çoğu huzurludur.
Her insanın inançlı olmayacağı varsayımıyla yola çıkan filozoflar, yaşamın pekçok konusuna girmiş de olsalar, temelde vefat fikri ve bu fikirle başı etme yöntemlerini irdelemişlerdir.
Benim onların bazılarından ve yukarıda bahsettiğim kitaplardan anladım kadarıyla, vefat fikriyle başı etme yollarında gençler ve ihtiyarlar farklılaşıyorlar.
İnsan gençken kendisini maceralara atarak, çabuk yaşamaya çalışarak vefat fikrini kafasından kovuyor. Yaşlılıkta ise insanın dinginlik beklentisi zor basıyor. Okumaya devam et “DİNİN ÖNEMİ”

NIETZSCHE’DEN ARDıNDAN SCHOPENHAUER

NIETZSCHE’DEN ARDıNDAN SCHOPENHAUER

Arthur Schopenhauer, “The World as Will and Representation” isimli eserinde yaşamın her sahasının müziğin konusunu oluşturabileceğini anlatmıştı. Mahler de ondan etkilenip Symphonia Domestica’yı yazdı ve bu da Amerikan ruhuna bir sürü uygundu.
Alma Mahler, Viyana’da da evlenme dışı ilişkiler yaşamış bir kadındı. Kocasını New York’ta da aldatmaya başladı. Alma Mahler, Avrupa’da n mensuplarının üstüne gelmesini önlemek amaçlı alakayı kocasının üstüne çekti ve Viyana’dayken imparatorların dahi konuşmaya yüreklilik edemediği kocaman Mahler’in, New York’ta çevresinde gezinen birden çok olağan bayanın oyuncağı meydana geldiğini açıkladı. Bu da Avrupa’da müthiş bir anti- Amerikan yayım furyası başlattı.
Mahler, New York’ta ölümcül bir virüs kaptı. Son konserini ilde verip Avrupa’ya döndü ve can verdi. Onla Beraber daima itişen Strauss, ölümü üstüne günlerce konuşamadı. Okumaya devam et “NIETZSCHE’DEN ARDıNDAN SCHOPENHAUER”

HAKARET NEDİR

HAKARET NEDİR

Seçim kampanyalarından en pek reklamcılık sektörü hoşnut olmalı, zira bakanlık amaçlı yarışmacı iki aday dışarısında pekçok mahalli seçimde uğraş eden onlarca aday var ve bunların tümü reklamlar tarafından yürütüyorlar kampanyalarını.
Amerikan anayasası ve bunun için ilişkili olarak çıkarılan yasalar çok liberal olduğundan ve kötü söz suçu çok spesifik olarak tanımlandığından, yabancı ülkelerde kötü söz olarak görülebilecek tavırlar, iddialar legal kötü söz tanımı dışına çıkarıldığı amaçlı bu reklamlar çok neşeli oluyor.
Adaylar birbirlerine reklamlar tarafından kötü söz etmekte. Bu reklamların belli bir süre mizah içermesi halinde ana haberlere de konu oluyor ve tesiri daimi olabiliyor.
Anlayacağınız yaşamın her kapsamında şova alışmış seçmene hitap etmek zorunda meydana gelen Amerika’daki politikacılar, şov dünyasının kendisine has tutum normlarını benimsemiş vaziyetteler ve seçilecek kişi de bu vaziyetten hoşnut görünüyor. Okumaya devam et “HAKARET NEDİR”

Makul çoğunluk, derin halka karşı

Makul çoğunluk, derin halka karşı

BAŞBAKAN, PKK ile başlattığı ve ülkeye bir sürü hayırlı olacağına inandığım aşamada inşallah oradan buradan, derin halktan gelebilecek itirazlara aldırmaz da yolunda tavizsiz yürür.
Çünkü Ülkemiz’de olabilecek her çeşitli derin halka karşın bir de mantıklı çoğunluk var.
Ve bu mantıklı çoğunluk, pkk mevzusunu çözmek amaçlı açtığı yöntemde hükümeti bütün yüreğiyle destekliyor.
Derin milletin sesi yüksektir, sayılarının bir sürü üstünde kuru gürültü yaparlar. Mantıklı çoğunluk ise ismi üstünde makuldürler, sayılarının bir sürü altında sesleri çıkar.
MAKUL TÜRKLER: Zira mantıklı nüfus; kursu, bilgisi, biribir takım, mesleği meydana gelen ve bir topluma aidiyetlerini ne etnik kökenleriyle ne de dinleriyle imkanı sunan insanlardır. Onların topluma aidiyetleri meslekleriyle olabilir. Bu grup terbiyesi icabı derin halk karşısında sessizdirler, fakat ciddi tarihsel “an”larda ülke çıkarları gerektirdiğinde iktidara bizzat oy tercihleri dışarısında dayanak verebilirler. Okumaya devam et “Makul çoğunluk, derin halka karşı”

Peki Umberto Eco haksız mı

Peki Umberto Eco haksız mı

Oysa bu, insanlığın vaziyetiyle alakalı günümüzde yapılmış olan en gerçekçi ve iyimser tespitlerden bir tanesi.
Umberto Eco yalnızca çoğalış reddedilmesi olanaksız meydana iştirak eden fizyolojik bir gerçeğe dönüşmüş bir hali saptama etmekle yetiniyor, bu sebeple gerçekçi. Ama bununla beraber bir sürü da iyimser; zira aptal birey oranının bu civarı düşük olma olasılığı yok. Esasen biyolojik çalışmalar, oranın ne amaçla bir sürü ek olarak dik olması gerektiğini açıklıyor.
Beyinlerin geriye gidişi, 21 ‘inci asra noktayı koymuş meydana iştirak eden en dram dolu gelişmedir.
Her zaman kısıtlı sayıda aynı konuyla “Bunlar bir sürü önemli” diye uğraşan biz gazetecilerin asıl mühim meydana iştirak eden bu konuyu asla atlamaması gerekiyor; zira beyinlerin geriye gidişinin hızlanmasının en mühim suçlusu esasında basın ve yepyeni medyadaki gelişmeler. Okumaya devam et “Peki Umberto Eco haksız mı”

Bekâret

Bekâret

MISIR’da darbe yapan güçlüler gözaltına edinilen kadınlara bekâret testi uygulanacağını izah etmiş. Darbeyle düşürülenlerin de darbeyi yapanların da hayattaki en mühim sıkıntıları bayanlar ve onların bakir olup meydana gelmediği olursa sizce o ülkeden hayır gelmesi olası mü?
Öyle bir ülkede iktidar dünyanın en dindar insanlarından olsa da bir birşey farklılık etmez, iktidarda ateistlerden meydana gelen bir heyet olsa da bir birşey olmaz. Al bir tanesini, vur diğerine ardından da tersini yap netice sıfıra sıfır elde var sıfır olur.
Bekâret dedim ya aklıma geldi. Bu konuda bizzat makûs talihimi hatırladım. Benim amaçlı ciddi tarih, hemen hemen bir dönüm noktası denilebilecek zaman 1973 senesinde bir kış günüydü.
Parmak hesabı yapmayı biliyorsanız bu izahın bizzat içerisinde kocaman bir trajedi barındırmakta meydana geldiğini görebilirsiniz.
Evet, o dönemde gençlerin önce ilişkilerini hayata yaşı, bugünkü gençlerin seksten tamamıyla bıkma yaşına isabet geliyordu. Ben ise o çağın vasatisinin dahi üzerine çıkmıştım. O konuda öyle bir gecikmiştim ki belli bir süre ek olarak bekleseydim önce ilişkimin sonrası bugünü iktidarsızlık dönemim başlayabilecekti… Ek Olarak da dramatiği, iktidarsızlığımın önce ilişkim öncesi başlaması olabilirdi elbette ki ama bu tamamıyla farklı bir yazının konusu. Okumaya devam et “Bekâret”

Suriye’deki Unit 450

Suriye’deki Unit 450

MİT, CIA dahil olmak üzere bütün istihbarat birimlerinin sızmaya çalıştığı ve bildiğim kadarıyla bugüne civarı başaramadıkları yapılanma Suriye’de “Unit 450” isimiyle biliniyor. Bu yapılanma Suriyeli seçkin askerlerden oluşuyor.
Hemen tümü Beşar Esad’a ölümüne bağlılar, yarısından fazlasının onla beraber akrabalık ya da aşiret irtibatı var. Tümü de Esad ile benzer mezhepten. Son derece içerisine kapalı bir birim bu. Esad’dan iştirak eden emirleri harfiyen ve sonuna civarı uygulamalarıyla tanınıyorlar.
Unit 450’nin bugünlerdeki misyonu, Esad’ın elindeki kimyevi tabanca stokundaki malzemeleri saklı yerlere taşıma edip saklamak.
Bu yüzden iştirak eden haberler doğruysa, Bm uzmanları kimyevi tabanca stoku saptama ve imha işine başlamış olabilirler ama Esad da sadık askeri birimleriyle kimyevi stokunu savunma altında tutmaya çalışıyor. Okumaya devam et “Suriye’deki Unit 450”