Birliğin durumu

Birliğin durumu

Amerikan başkanlarının her yıl Kongre’ye hitaben yaptıkları ‘Birliğin Durumu’ isimli konuşma tesis dönemlerinde temel bir formaliteden ibaretmiş. Şimdilerde ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI sisteminde Başkan’ın İkinci Hayat Savaşı ardından kazandığı kocaman kuvvet sebebiyle senelik bir politik gösteri haline geldi. Konuşma Kongre’ye meydana geldiği civarı topluma da hitap etmeyi amaçlar elbette. Birçok bir sürü mühim konuda Başkan’ın iletileri bu konuşmalarda verilir. Bush’un dünyaya bakışını ve güvenlik anlayışını özetleyen ‘şer ekseni’ kavramı gene bu şekilde bir konuşmada dile getirilmişti.
Barack Obama başkanlığının önce ‘Birliğin Durumu’ konuşmasını yaparken esasında yara almış bir kaplandı. Ek Olarak bir hafta öncesinde demokratların kalesi diye malum Massachusetts eyaletinde, geçtiğimiz yıl ölüm eden Ted Kennedy’nin mahaline geçecek kişiyi kesinleştirmek üzere yapılmış olan özel Senato seçiminde Cumhuriyetçi adayın kazanmasıyla zor bir darbe almıştı. Okumaya devam et “Birliğin durumu”

Yeniden Türk-Amerikan ilişkileri

Yeniden Türk-Amerikan ilişkileri

Ülkemiz’deki büyükelçiliğin ihtiyaçlarını saptamak üst kısmına yapılan bir raporun bağlam bölümü ve bir takım neticeleri kaşları kaldırdı. Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın bakanlıkta tertip ettiği “derin dalış” başlıklı toplantıda Ülkemiz’nin enine boyuna tartışıldığı haberi ortalığı dalgalandırdı.
Son olarak da, Beyaz Saray aracılığıyla yalanlanan, Financial Times Gazetesi’nde çıkan bilgi geldi. Gazetenin haberine yönelik Başkan Obama Toronto’daki buluşmalarında Başbakan Erdoğan’a İsrail ve İran konularında politikalarının değişmemesi şeklinde Ülkemiz’nin TERÖR ile maçta aradığı silahları alamayabileceğini söylemişti. Okumaya devam et “Yeniden Türk-Amerikan ilişkileri”

Yalnız kurt sendromu

Yalnız kurt sendromu

GÜNÜMÜZDE harici politika yapıcılarının işi geçmişe yönelik ek olarak kolay değil. Abartıldığı civarı olmasa bile kamuoyunu dikkate almadan harici politika oluşturulamıyor. Oluşturulsa bile bu siyasetlerin yaşamsal meşruiyeti zayıfsa sürdürülmeleri mukassi oluyor. Gerçi devletleri yönetenler bir konuda kesinlikle hüküm vermişlerse bildiklerini okuyorlar.
Ülkemiz’de de kamuoyunun yönelimleri ve hissiyatları harici politika tercihleri üstünde bir etki inşa ediyor. 1990’ların kâbusundan çıkmak amaçlı AB azalık sürecinin çıkar sokak olduğuna inanan bir halkoyu olmasaydı AK PARTI hükümeti de bilhassa Kıbrıs benzeri bir konuda cesaretli adımlar atamazdı.
Öte taraftan halkoyu dünyanın her yerinde yönlendirilebiliyor da. Devletlerin bunu en azından az vadede gerçekleştirecek gücü ve kullanabilecekleri olanakları var. Kısacası kamuoyunun bakışı ve eğilimleri ile harici politika arasındaki ilişki bire bir değil şayet kamuoyunun dikkate alınması gerekli olan bir öğe meydana geldiğini akıldan çıkarmamak gerek. Okumaya devam et “Yalnız kurt sendromu”

FIRSAT

FIRSAT

Soğuk Savaş bittikten ardından rahmetli Turgut Özal Ülkemiz’nin önünde hacet kapılarının açıldığından bahsetmişti. Bizzat neslinden politikacıların hayli ötesinde bir hayat kavrayışı meydana iştirak eden Özal bunu Ilgisiz Savaş sonrasında kurulacağı bildirilen yeryüzünde Ülkemiz’nin ayrıcalıklı bir yeri olacağını vurgulamak amacıyla söylemişti. Haklıydı.
Özal’ın beklentileri o dönemde gerçekleşemedi. Ülkemiz artık önüne çıkan imkanı değerlendirecek iç yapılanmaya sahip değildi. Dünyanın gidişatını görerek bir sokak haritası çizen dışişleri, iç politikadaki çekişmeler, istikrarsızlıklar ve çapsızlık sebebiyle talep ettiklerini yapabilme imkanından yoksundu. Ancak Ülkemiz’nin önündeki vesile penceresi kapanmadı. Dünyanın gidişi, AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin kocaman yanlışları, beynelmilel sistemin yeni yapısal gereklilikleri Ülkemiz’nin ön tasarıda kalmasını kolaylaştırdı. 2001 krizi sonrasında uygun fiyat olarak kendisini toparlayan, 11 Eylül’ün sonrasında tarihsel tercihi meydana iştirak eden laik-demokratik çağdaşlaşma Okumaya devam et “FIRSAT”

İsyan çağı

İsyan çağı

19. asrın en mühim İngiliz romancılarından Charles Dickens’in Fransız Devrimi üzerinden Paris ve Londra’yı anlattığı romanı İki Kentin Hikâyesi şu satırlarla başlar: “Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü; mantık çağıydı, budalalık çağıydı; inanç zamanıydı, inançsızlık zamanıydı; ışık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi; umut baharıydı, umutsuzluk kışıydı; önümüzde her birşey vardı, önümüzde hiçbir birşey yoktu”.
Bu türden belirsizlikler, geriye dönüşler, ileri sıçramalar bütün devrimci ortamların olmazsa olmazlarıdır. Geçtiğimiz yıl Tunus’un Sidi Buzid şehrinde seyyar satıcı Muhammed Buazizi’nin kendini yakmasıyla başlayan çağı de bu açıdan değerlendirmek gerekir. Arap halklarının isyanının anında sevinçli bitmesi, kırılmış bir düzenin mahaline anında işleyen bir sistemin konması tarihe ters bir beklenti olurdu. Okumaya devam et “İsyan çağı”

Sanayi politikası

Sanayi politikası

Dünyanın önce “spa”sı sayılan, Milattan Ardından 210’lu senelerde yapılmış Caracalla Hamamı’nın üzerlerine farklı renklerdeki ışıkların vurduğu kalıntılarının önünde, Konservatuar Milli Orkestrası ve “Romeo ve Jülyet” operasıyla “Notre Dame de Paris” müzikalinin oyuncularından meydana gelen koro ve bizzat orkestrası beraberinde, İtalyanların son zamandaki en fenomen şarkıcılarından Riccardo Cocciante’yi dinlerken doğrusu insanın aklına ne Suriye açıklarında iki şehide mal olacak biçimde düşen/düşürülen F-4 keşif uçağı faciasının halkoyu idaresinin Türkiye’yi beynelmilel meydanda feci mahcup edecek bir skandala dönüşmesi, ne de İtalya’nın borsada işlem gören finans sektörü dışındaki firmalarının geçen seneden itibaren dram dolu biçimde kötüleyerek Avrupa’da maksimum borç ödeyememe olasılığına sahip oldukları gerçeği geliyor. Okumaya devam et “Sanayi politikası”

Hagel ataması

Hagel ataması

Büyükelçi Tan’a yönelik “Türk-Amerikan ilişkilerinin tarihinde hiç görülmemiş ölçüde yakınlaştık. İlişkiler genişledi, çeşitlendi ve derinleşti. Liderlerimiz aralarında bir sürü yakın şahsi ilişki var.”
Mülakatın yabancı bölümlerinde Tan ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI ile Ülkemiz arasındaki sürtüşme noktalarına da değiniyor. ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin Ülkemiz’nin Kürdistan Yerel Idaresi ile kurduğu yakın ilişkilere ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin reaksiyon göstermesini katı sayılacak bir biçimde eleştirirken Ülkemiz kamuoyunda ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI ile ilişkiler hakkındaki bir takım takıntılara da değiniyor.
Tan’ın değerlendirmesiyle “Amerika ile ilişkilerini iyi tutmayan bir ülke çıkarları tarafından beynelmilel meydanda belli bir süre geride kalır. Biz bunu en güzel biçimde yapıyoruz ve bunu sürdürmeliyiz. ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin gücünün farkında olmak her şeyimizle teslim olalım, ne derse onu yapalım demek değildir.” ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI ile Okumaya devam et “Hagel ataması”

Kapıdaki kriz

Kapıdaki kriz

UZUN vakitten beri Avrupa Birliği konusu Ülkemiz politikasında belirleyici bir öğe olmaktan çıktı. AB’nin uygun fiyat krizinin bir çeşitli aşılamaması, üyelerden bir bölümünün içinde bulunduğu derin uygun fiyat kriz sebebiyle Takım cazibe merkezi olmaktan çıktı.
AB içi politikanın uygun fiyat krizi çözme dair gösterdiği beceriksizlik, Almanya’nın başını çektiği ülkeler grubunun yardımlaşma anlayışına uzak tutumları Takım ruhunun sorgulanmasına sokak açtı. Euro krizini çözmek üzere benimsenen yaklaşımın, seçim edilen siyasetlerin AB’nin harcını yaratan değerleri erittiği tartışılıyor.
Bir zamanlar AB azalığını yürekten savunan Ülkemiz halkoyu, ülkelerinin göreli istikrarının ve refah artışının da tesiriyle projeyi daha az ciddiye almaya başladı. Ülkemiz’nin azalığına karşı dışlayıcı iddialar, küstahlık ve Kıbrıs bağlamlı haksızlıklar da alakanın azalmasında, dayanağın düşmesinde hisse sahibiydi. Okumaya devam et “Kapıdaki kriz”

Barzani ziyareti

Barzani ziyareti

Bir yaklaşıma yönelik Ülkemiz’nin bir Kürt problemi var, Kürtlerin ise bir Kürdistan sorunu. Bu tanımlama ya da başkalık çeşitli veçheleriyle değerlendirilebilir. Şu An Için söylenebilecek meydana gelen, Kürtlerin yaşadıkları bütün yerleri birleştirmek olası olmasa dahi bu kapsamlı coğrafya üstünde siyaseten gösterişli olma derdi Kürt siyasetçilerinde gittikçe dikkat çeken bir hedeftir.
Bu vaziyette Cumartesi bugünü 21 senelik bir aradan ardından Diyarbakır’a Şivan Perwer ile beraber geliyor olacak meydana gelen Kürdistan Yerel Idaresi (KBY) Başkanı Mesut Barzani’nin iki amaç güttüğü söylenebilir. Birincisi başkanı meydana geldiği KBY ile Ülkemiz arasındaki ilişkilerin ısısını, gittikçe yakınlaştığını dosta düşmana göstermektir. KBY, topraklarındaki enerji kaynaklarını fakat Ülkemiz üzerinden hayat piyasalarına eriştirecektir.
Dün Yavuz Semerci’nin yazdığı benzeri Ülkemiz nihayetinde AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin ve Bağdat idaresinin Okumaya devam et “Barzani ziyareti”

Musul düşünce

Musul düşünce

Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) teşkilatının Musul’u ve sonrasında yabancı merkezleri de elde etmesi, Ülkemiz dahil olmak üzere olmak üzere bölgeyle alakadar olan belli başlı bütün devletler tarafından yıkım bir gelişmedir. Bundan memnuniyet duyacak Körfez Arap devletleri bulunabilir fakat onlar tarafından dahi örgütün götürüsü getirisinden bir sürü ek olarak yüksek olacaktır. Bu tespitten şüphe duyanlar Pakistan saklı servislerinin göz bebeği iken, ıskartaya çıkarılacağını anladığında Pakistan Taliban’ının, Karaçi Havaalanı’nda gerçekleştirdiği fiilin ayrıntılarına bakabilirler.
Irak silahlı gücünün savaşmadan ülkenin 2. kocaman kentini terk etmesi bir tek gerçekliğe işaret eder: Irak’ta hükümet yokttümör. Devletin çöktüğü Irak’tan, Suriye’nin bir takım bölgelerine ve bilhassa Libya dahil olmak üzere Afrika’ya civarı uzanan Müslüman toplumların içerisinde bulunduğu kapsamlı bir kuşakta kökten unsurlar başat siyasi/askeri kuvvet olarak meydana çıktı. Okumaya devam et “Musul düşünce”