Seda Sayan’ın yepyeni kiracısı belli oldu

Seda Sayan’ın yepyeni kiracısı belli oldu

40 senelik mekân Şamdan’ın gidişi halen konuşuladursun, Seda Sayan yepyeni kiracılarla müzakereye başladı dahi. Pekçok şirket, Seda Sayan’a avukatı tarafından erişti. Fakat Seda Sayan, Cookshop’ta karar kıldı.
Nişantaşı, Bodrum benzeri yerlerde 10 merkezi yer alan ve 1.5 yil önce Etiler’deki mekândan şehirsel dönüşüm olacağı amaçlı çıkmak zorunda olan mekânın sahipleri, Seda Sayan’la masaya oturdu, el sıkıştı.
Önceki zaman görüştüğüm Seda Sayan, “Evet, erkek çocuğum Oğulcan ve avukatım ilgileniyor, doğrudur görüştüğümüz”diye konuştu. Flört bütün hızıyla devam ediyor. Aldığım haberlere yönelik protokol sözlü olarak inşa edilmiş, iş imzasını atmaya kalmış.
Mekânın ortakları da “Evet haftaya sözleşme imzalarız”diyor. Okumaya devam et “Seda Sayan’ın yepyeni kiracısı belli oldu”

Tarkan sıkı ki evlendi diyorum artık

Tarkan sıkı ki evlendi diyorum artık

İNANIN bu Pınar yengeyi farklı sevmeye başladım. Tarkan’ın evliliğine çok karşıydım ama adeta fikrim değişti. Hiç alışık olmadığımız bir Tarkan’ı ortaya çıkardı Megayenge. Yok Sevgililer Bugünü’nde sarmaş dolaş pozlar, yok konser öncesi yayınlanan video çekimleri…. Şimdiye civarı Tarkan’ın hiçbir zaman yapmadığı birşeyler. Tarkan 1992’de ‘Kıl Oldum Abi’ ile başladı yolculuğuna. Ben 1994’te mesleğe stajyer olarak başladığımda tanıdım Tarkan’ı ve o seneden itibaren izliyorum. Bir aşama attığı her adımı takip ederdik ama şimdiye civarı bu şekilde bir şey görmedim. Demek evlenme pekçok şeyi değiştirebiliyormuş. Megabebek gelse demek neler olacak. Gerisini siz düşünün.
AYŞE Hatun Önal’ın ‘Selam Dengesiz’ albümü geldi. Cuma bugünü Itunes’ta yayınlandığı anda doruğa oturdu. Ben de sabırsızlıkla bekliyordum. Zira Ayşe Hatun Önal şarkılarını severim. Esasen altyapısı kuvvetli, müzikal kalitesi Okumaya devam et “Tarkan sıkı ki evlendi diyorum artık”

Ruh ve kalite

Ruh ve kalite

Maç sonrasında 90 dakikanın resmine bakarsanız enteresan bir görüntüyle karşılaşıyorsunuz. Yıllardır yabancıların sırtına binip giden, onların keyfi ile başarıyı yakalayabilen ve türk malı oyuncuları hep 2. tasarıda duran, bu sebeple ruhu ile ilgili açıklar yapılmış olan Fenerbahçe’nin uzunca süre ardından ilk defa bir sezonda Türk oyuncularla ön tasarıya çıktığını görebilirsiniz. Dün maçın en mühim imajı buydu. Anlayacağınız zaman oluyor devran döndü.
Sivas karşılaşmayı üç zaman üç gece oynansa ev sahibi takımın Fenerbahçe karşısında yüzde bir bile talihi yoktu. Sivasspor’un her hattında bir defo vardı. Fenerbahçe öyle ki nereden hücum edeceği ve hangi defoyu kullanacağı ile ilgili zorluklar yaşadı. Öyle bir savunma var ki havadan oynasan zaaf var, yerden göbekten oynasan her yer açık, Kanatlardan oynasın bomboştu. Fenerbahçe kanatları seçim etti. Oradan da karşılaşmayı tamamlandı. Okumaya devam et “Ruh ve kalite”

Aman istemem


Aman istemem

Şimdi bu Galatasaray’a bakıp ne söyleyebiliriz? Hangi istikametini ele alıp anlatabiliriz? Olumlu bir birşey bulabilirmiyiz?
Mümkün değil. Hani der ki “kardeşim ben bu kupayı istemiyorum. Esasen ben de bir sürü var. Benim derdim Lig ve Avrupa”. O zaman anlarım. Zira bu futbol tam o futbol. Başka Bir Deyişle “aman istemem” futbolu. Ama öyle değil. Ek Olarak bir kaç zaman öncesinde Başkan Adnan Polat “Üç kupayı isterim” diye yepyeni sohbet etti. Başka Bir Deyişle bu şekilde bir isteksizlik mevzubahis değil.
O zaman ortada bir sıkıntı var demek. Esasında bakmayın. Bu sıkıntılar Gaziantepspor, Denizli mücadelelerinde da vardı. Ama işler sıkı gitti. Hataların üstü örtülünce birçok gözükmedi. Galatasaray’da futbol amaçlı her çeşitli potansiyel var. Mühim meydana gelen bu potansiyeli hazırlayıp sunabilmek. Hemen bakıyoruz üç zaman öncesine başka bir deyişle Denizli karşılaşmasına ve dün Antalya karşılaşmasına. 180 dk da toplamında gol pozisyonu üç ya da 4. Okumaya devam et “Aman istemem”

Bir bip’in hikayesi

Bir bip’in hikayesi

Konu bilinen bip vakası… Inşa Edilmesi gerekli olan bir izah bu izah. Hıncal Uluç diyor ki, “Aykut Büyük amaçlı ben ‘bip’ demedim. Halil telefonun kapanış sesini öyle sanmış”El insaf deyip vakası meydana geldiği benzeri yorumlamak kural oluyor. Vakanın gelişimi gerçek… Konserde oluşu, arada arayışım, oraları gerçek. Esasında konunun buralara gelmesi birçok güzel değil. Ama son bir defa vakası toparlamak talep ediyorum. Aykut hocanın teknik patronluğu konusundaki suali Hıncal abi’ye sormak amaçlı aradım. Telefonu açtı. “Konserdeyim” diye konuştu. “Abi esasen uzunca bir birşey istemiyoruz. Az bir yorum verebilirsen iyi olur”dedim “Biiiiip” deyip güldü ve telefonu kapattı. Sonrasında tekrar aradım, kapalı çıktı. Konsere girdi diye ısrar da etmedim. Aldığım cevabın yazılmayacağını düşünerek üzerinde durmadım. Aykut hoca ile ilgili görüşler içinde elbette ki koltuk almadı. Ama sonrası zaman Hıncal Uluç aradı. “Halil niçin yazmadın”diye konuştu. “Abi biiip diye cevap olabilir mu, o sebeple yazmadım””Hayır benim yanıtım o biiip”Aradan üç 4 zaman geçti, bu defa kısa mesaj attı. “Yazmıyorsan ben yazacağım”diye konuştu. “Tamam, salı bugünü yazıyorum”dedim. Okumaya devam et “Bir bip’in hikayesi”

Denge bozuldu bir kere

Denge bozuldu bir kere

Bir takımın bu civarı gol kaçırdıktan ardından talihin ördüğü yazgı ağlarının içerisine ağır ağır düşüşünü izledik. Öncelikle şunu ifade etmek lazım; Galatasaray’ın yepyeni transferlerle balansı tamamıyla bozulmuş vaziyette. Ligin 2. yarısından beri hiçbir biçimde strateji yapıyı tutturamayan Galatasaray şu anda tam bir çıkmaz içerisinde. Başka Bir Deyişle neyi, ne türlü oynayacağına artık hüküm vermiş değil. Ve oynadığı futbol bırakın Şampiyonlar Ligi’ni Ülkemiz ligine dahi yetmiyor. Eskişehirspor mücadeleninde berbat ve eksik ortada alan ile mağlubiyetten kurtulan Galatasaray bu defa Gençlerbirliği mücadeleninde bu zaafını gidermeye çalıştı. Ortada sahayı kalabalık tutup forveti Burak ile tekledi. İlk 1/2 saat Galatasaray hakikaten bu sezon en güzel futbolundan bir tanesini oynadı. Fakat bir çeşitli golü bulamamanın verdiği telaş gittikçe SarıKırmızılıları basmaya başladı. Bu yarıda oynadığı Okumaya devam et “Denge bozuldu bir kere”

Buyruğa, Ozan ve Arda

Buyruğa, Ozan ve Arda

Umudum var mıydı; bir sürü fazla yoktu. Şayet beynimin bir köşesinde bir birşeyler kıpırdıyordu.
Acaba diyordum, olabilir mu diyordum, umutlanmaya çalışıyordum.
Geçmişin sevinçli hatıraları bu kıpırtıyı yaratıyordu.
Maça iştirak eden her biri benzer hislere sahipti. Bunu, yatıştırmaya öncesindeki olumlu enerjiden kolay bir şekilde anlayabiliyorduk.
Aksine Çekler ise bizden daha umutsuzdu. Halbuki bizim kalemiz içeriden yaralıydı. Sıkıntılıydık. Yaşananlardan ötürü üzgündük, keyifsizdik.
Ama belli ki vidalar sıkılmış, fabrika ayarlarına geriye dönülmüş. Puan değişikliklerle, Buyruğa Mor’la, Volkan Şen’le bir rüzgar yaratılmıştı. Ve bu rüzgar da bizim lehimize esti.
Borussia Dortmund durup dururken çıkıp da o paraları vermez. Çocuğun ne meydana geldiği belli. Ve O’nu ulusal takıma kazandırandan da Allah bin kere razı olsun. O civarı bir sürü tekme yedi ki, Çekler’in konsantrasyonunu Okumaya devam et “Buyruğa, Ozan ve Arda”

Endüstrici, ekonomi konuşmuyor

Endüstrici, ekonomi konuşmuyor

Krizin derinleştiği aralıkta İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) parlamento toplantısına katılmıştım. Sanayiciler suskundu ve hepten ehemmiyetlisi kimse ekonomiden konuşmuyordu. Bu hali bir endüstrici “Ekonomiye girince çoğalış kimyamız bozuluyor. İşlerimiz esasen bozuk. Bir de bu ortamda sıhhatimizi bozmayalım. Onun amaçlı havadan sudan, maçlardan konuşuyoruz” diye açıklamıştı.
Ocak ayındaki toplatıda da endüstrici suskundu. Üstelik toplantıya katılım da birçok düşüktü. Esasen üç senelik bir çağın son parlamento toplantısıydı. Biri “Böyle bir yıkım yaşamadık”, bir ötekisi “Bankaların reel sektöre güveni sıfır” diyordu.
Dün katıldığım mart ayı toplantısı şubat ayı içinde yapılmış olan meslek komiteleri seçiminden daha sonra yepyeni çağın önce meclisiydi. Aralık ve ocakta aylarına yönelik daha kalabalık ve işlek bir toplantıyla karşılaştım. Parlamento üyeliklerinde kritik oranda yenilenmeler var. Toplantı önce yeniden sanayicilerle konuştum. Bu Okumaya devam et “Endüstrici, ekonomi konuşmuyor”

Bir yanım çürüyor bir yanım diri

Bir yanım çürüyor bir yanım diri

Başbakan’ın hastasına maneviyat verici hekim rolündeki “Küresel kriz bizi teğet geçecek” sözü, reel ekonomi amaçlı gerçeği yansıtmıyor. Global kriz, Ülkemiz’nin imalatını ve gelişmesini tam olarak kalbinden vurdu. Senenin ilk yarısında ekonominin reel tarafı yere serilmişken finansal tarafı dimdik ayaktaydı.
Finansal sistemin en kocaman kesimi meydana gelen bankacılık tarihinde görmediği kârları ele geçirdi. Bu da 2. çeyrekte Ülkemiz Borsası’nın ek olarak iyi performans göstermesini sağladı.
Türk bankalarının krizden yara almamasında 2001’deki yine yapılanma mühim bir oyun oynadı. Bunun yakınında türev ürünlere mevduat yapmamaları da kurtacı oluyor. Gelişmemiş bir finansal piyasa olmanın bahtını yaşadık.
TECRÜBENİN ÖNEMİ: 2001 krizi tasarruf sahipleri amaçlı bir sürü güzel bir deneyimdi. 2006 seneyi finansal dalgalanması da, bir global krizin gelebileceğini türk malı tasarruf sahiplerine gösterdi. Bunun üst kısmına yerliler döviz biriktirmeye başladı. Döviz tevdiat hesaplarını 60.3 milyar dolardan 46.5 milyar dolar değerinde artışla 106.8 milyar dolara çıkardılar. Global krize yerliler döviz yığınağıyla girdi. Bunun sonucu olarak kur Okumaya devam et “Bir yanım çürüyor bir yanım diri”

Afyon’ “sıra yemeği”ndeyiz

Afyon’ “sıra yemeği”ndeyiz

Afyon Ankara’dan ve İstanbul’dan gelenlerin karayoluyla İzmir, Ege ve Antalya’ya inerken geçmek zorunda oldukları bir kavşak. Rakımı dik, hayvancılığı gelişmiş. Kalesi, tepesi, tarihi yakınında kaplıcalarıyla populer. Tam bir durak ve uğrak şehri. Sucuk denince Afyon akla ciro. Lokum denince afyon akla ciro. Ekmek kadayıfı denince Afyon akla ciro. Afyon kaymağı, Afyon ekmeği, Afyon şekerli kaymağı yeniden bu şehre has ve Türkiye’de ad yapmış. Cumhuriyet Sucukları, İpek Sucukları, İkbal Sucukları buranın markaları.
Afyonlu et sever. Eti de kemiksiz sever. Afyon Kebabı, Bütüm Et, Kavurma kemiksiz et yemeklerinin en yaygını.
Küçük bir şehirken son zamanlarda nüfus artışı hızlanmış ve il merkezi 165 bine çıkmış. Itinalı ve bununla birlikte Sert Duvar çevresinde kritik sayıda tarihi Afyon haneleri yer alıyor. Bunların bazıları onarılmaya da başlanmış. Mihrioğlu ve Şehitoğlu Konağı benzeri konaklar da faaliyete açılmış. Hem Bir butik otel olarak çalışıyor hem bir de yöresel restaurant olarak. Bunlardan Şehitoğlu Konağı 1904 senesinde yapılmış, Restaurant’ında mahalli yemekler ve Afyon Kebabı’na yer veriyor.
Mihrioğlu Konağı’nda da öyle. Bu konağın bahçesi de var. Okumaya devam et “Afyon’ “sıra yemeği”ndeyiz”