Aman istemem


Aman istemem

Şimdi bu Galatasaray’a bakıp ne söyleyebiliriz? Hangi istikametini ele alıp anlatabiliriz? Olumlu bir birşey bulabilirmiyiz?
Mümkün değil. Hani der ki “kardeşim ben bu kupayı istemiyorum. Esasen ben de bir sürü var. Benim derdim Lig ve Avrupa”. O zaman anlarım. Zira bu futbol tam o futbol. Başka Bir Deyişle “aman istemem” futbolu. Ama öyle değil. Ek Olarak bir kaç zaman öncesinde Başkan Adnan Polat “Üç kupayı isterim” diye yepyeni sohbet etti. Başka Bir Deyişle bu şekilde bir isteksizlik mevzubahis değil.
O zaman ortada bir sıkıntı var demek. Esasında bakmayın. Bu sıkıntılar Gaziantepspor, Denizli mücadelelerinde da vardı. Ama işler sıkı gitti. Hataların üstü örtülünce birçok gözükmedi. Galatasaray’da futbol amaçlı her çeşitli potansiyel var. Mühim meydana gelen bu potansiyeli hazırlayıp sunabilmek. Hemen bakıyoruz üç zaman öncesine başka bir deyişle Denizli karşılaşmasına ve dün Antalya karşılaşmasına. 180 dk da toplamında gol pozisyonu üç ya da 4.

Galatasaray benzeri gole yakın bir kadronun bu civarı kısır bağlamda oynaması anlaşılır benzeri değil. Kapsamlı bir kadro var. Ama Rijkaard aradığı futbolu oynatmak amaçlı bir süreklilik yakalamalı. Her mücadelede çeşitli farklılıklar bu sürekliliğe mani. Hiç kimse sorumluluk almıyor. O civarı taşıma yapıyorsunuz ama her biri Arda’nın ağzının içerisine bakıyor. Ortada meydan dörtlüsü presi seven bir 4’lü. İyide yaratıcılık sıfır. Geçen Zaman o civarı ortada meydan bolluğunda bir adet oyuncuyu 18 çizgisi içerisinde gördünüz mü? Dayanak gelmezken Jo benzeri post yapmayı bilmeyen ve yalnızca kaleye doğruca oynayan bir futbolcudan ne türlü bir randıman bekleyebilirsiniz ki? Ayağa pasın bir sistem meydana geldiği takımda bu civarı bir sürü pas yanlışı yapılır mı? Antalyalı Jedinak ve Korhan’ın 2. yarıdaki baskısıyla kuvvetli bir görüntü oluşturan ortada meydan ne türlü dağılabiliyor onu da çözemedim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir