James Bond 007,Jason Bourne ve Ethan Hunt

James Bond 007,Jason Bourne ve Ethan Hunt

Ian Fleming’in romanlarından sinemaya ilk defa 1962’de “Dr. No” ile taşıma meydana gelen, 25 filmde 7 aktör aracılığıyla canlandırılan İngiliz centilmeni James Bond, şüphesiz sinema tarihinin en populer ajanı. ileri ki zamanlarda bir sürü rakibi çıksa da en üst seviyedeki yerini daima korudu. Önceden olaylara duygusal yaklaşmayan ek olarak soğukkanlı bir profesyoneldi. Şimdilerde insan yanı ek olarak zor basıyor. Kadınlarla arasının her koşulda bir sürü sıkı meydana geldiğini unutmayalım.
Hafızasını kaybetmiş bir erkek olarak çıktı karşımıza. Geçmişini hatırladıkça derin devletin onu ne türlü kullandığını keşfetti ve bizzat adına personel bir ajana dönüştü. İlk defa Robert Ludlum’un 1980 tarihindeki romanında meydana çıkan Jason Bourne, göz kamaştırıcı yeteneklere ve sıra dışı bir zekâya sahip meydana gelmesine Okumaya devam et “James Bond 007,Jason Bourne ve Ethan Hunt”

ATA DEMİRER’İN PERFORMANSI ÇOK İYİ

ATA DEMİRER’İN PERFORMANSI ÇOK İYİ

Kadınlarla ilişkilerinde ise deneyimsiz, utangaç ve beceriksiz biri. Havyanlardan anladığı civarı hayattan anlamıyor. Demirer, film süresince Niyazi’yi pekçok komik vaziyetin içerisine yerleştiriyor. Bir ayı aracılığıyla kovalanıyor; kedi makyajıyla eylemlere katılıyor, Sultan’la tango inşa ediyor. Finale gerçek ise fazladan harekete dayalı bir komedi sergiliyor, üstelik Uzakdoğu tarzında dövüşüyor dâhi… Demirer çeşitli komedi tarzlarından örnekler verdiği tüm sahnelerde seyirciyi güldürmesini muvaffak oluyor. Ancak, “Niyazi Gül Dörtnala”da “Eyvah Eyyvah” ailesinin o ateş gibi, içten havasını ben birçok bulamadım. Bunun nedenlerinden biri, Yeşilçam parodisi Okumaya devam et “ATA DEMİRER’İN PERFORMANSI ÇOK İYİ”

Belleville’de Buluşma ve Kuzular Firarda

Belleville’de Buluşma ve Kuzular Firarda

Sylvain Chomet Fransız animasyon sanatçısı Sylvain Chomet önce uzunca filminde kendine has bir görüntü dünyayla çıkıyor karşımıza. Jacques Tati’den bir sürü etkilendiği belli meydana gelen Chomet, diyalogları bir tarafa bırakıyor, öyküyü resimler üzerinden anlatıyor. Film bisiklet yarışı sürmeye tutkuyla ilişkili genç bir erkek ve büyükannesinin hikâyesini anlatıyor. İşin içerisinde Fransa Bisiklet Yarışı Turu, berbat adamlar ve Belleville Sisters isimli bir dans ve ezgi grubu da var… Yalnızlık, ihtiras ve sevgi üst kısmına bir sürü güzel bir film.
Mark Burton, Richard Starzak Stop-motion animasyon tekniğiyle gerçekleştirilen filmlerle bilinen İngiliz Aardman Okumaya devam et “Belleville’de Buluşma ve Kuzular Firarda”

GİZLİ ÖRGÜTLER

GİZLİ ÖRGÜTLER

Ethan Hunt yalnızca berbat adamlara karşın değil, ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin derin devletine karşın savaşır; CIA’dan müstakil olarak bizzat hedeflerinin peşinde koşar. McQuarrie de yöntemi bozmuyor. Hunt, CIA’nın buyruk emir zincirine karşın çıkarak Sendika isimli saklı teşkilatın peşine düşüyor. Fakat CIA ile Ethan Hunt arasındaki ikilem ve arbede bu defa siyasi özellik taşımıyor. Ek Olarak bir sürü bir “yanlış anlama”mevzubahis. Alec Baldwin’in oynadığı CIA yöneticisi Meydan Hunley, Sendika isimli teşkilatın Hunt’ın uydurması meydana geldiğini düşünüyor ve Hunt’ın da bulunduğu IMF birimini tasfiye etmekte. Buna Bağlı Olarak, bu defa bir “derin hükümet ya da ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI eleştirisi”nden söz edemiyoruz. Evvelki filmlerinde de siyasi bir perspektife sahip olmayan McQuarrie’nin yardımıyla Hunt, seri süresince “gerçek bir Amerikan kahramanı”olmaya belki de ilk defa bu civarı bir sürü yaklaşıyor. Filmin en dayanıklı yanı ise aksiyon ve olay örgüsü. McQuarrie, işlek sahneleri üst üste Okumaya devam et “GİZLİ ÖRGÜTLER”

ÖYKÜLER UZUYOR

ÖYKÜLER UZUYOR

Ancak “Yok Artık!”ı, “Pek Yakında”ve “Limonata” benzeri türk malı komediler civarı sevdiğimi söylemem olası değil. Bunun en mühim sebebi, filmin bir probleminin, derdinin olmaması. İkinci mühim ne sebeple, temelde tek bir komik duruma dayanan her bir öykünün bir sürü uzaması ve tekrara azalması. Sözgelimi önce öyküde Almanca bildiğini argüman eden biri (Çağlar Çorumlu), talihsiz kaza geçiren Alman kadına destekçi olmak zorunda kalıyor. Düşünce bir sürü iyi şayet benzer minval üzre öylesine uzayıp gidiyor ki tadı kaçıyor. Kızı kaçırılan adamın (Murat Akkoyunlu) amatör ve saf fidyecilerle meydana iştirak eden serüveninde de benzer sıkıntı uyarı çekiyor. Okumaya devam et “ÖYKÜLER UZUYOR”

LAWRENCE’IN BAŞARISI

LAWRENCE’IN BAŞARISI

Bu film, Katniss’in başkaldırı, savaş ve her çeşit iktidarla arasına koyduğu mesafeyi de açıkça altını çiziyor. Yalnızca kahramanlığa değil, önder olmaya karşın gönülsüzlüğü de netleşiyor. Taktik, siyaset ve görüntü onu ilgilendirmiyor. Sezgileriyle ilerliyor ve hakikat bir kişi oluyor. Zira sürüden daima farklı duruyor, tek kalmaktan korkmuyor. Gençlere karşı olarak çekilen bilimkurgu serilerinin çoğu aynı sorunlara sahip fakat “Açlık Oyunları” bilhassa iktidar kavramına getirdiği yaklaşımla birden çok hamle öne çıkıyor. Neticede, “oyun kurucu”ların yönettiği bir yeryüzünde yaşıyoruz. Kurtuluşun karayolu belki de bize dayatılan bütün “oyun”ları boşverip bizzat önceliklerimizi saptama etmek…
İşin sinema tarafının da iyi meydana geldiğini, filmin baştan sona hiç sıkılmadan izlendiğini söyleyebilirim. Okumaya devam et “LAWRENCE’IN BAŞARISI”

DENGELERİ BOZAN YABANCI

DENGELERİ BOZAN YABANCI

Bu arada kasabaya iştirak eden ve varlığıyla evin balanslarını altüst eden yabancıyı da unutmayalım. Sandokan isimli bu hanesiz yurtsuz başka, rahiplerin geçmişlerinde işledikleri suçları temsil eden bir karakter. Fakat anında yakınında durmak isteyeceğimiz suçsuz ve mağdur bir karakter olarak girmiyor filme. Tam aksine, bizi de huzursuz ve huzursuz etmekte. Final şaşırtıcı ve düşündürücü. Kilise’nin bizzat imajına hakikaten ek olarak ehemmiyet verdiği eleştirisi katı bir şekilde dile getirilirken, vakalar iyilik ve kötülüğün garip şekilde birbirine karıştığı uzlaşmacı bir yere varıyor. Öbür bir söylemle, suçların yeniden üstü örtülürken kefaretin Okumaya devam et “DENGELERİ BOZAN YABANCI”

İnadına destek inadına insanlık

İnadına destek inadına insanlık

Başrollerinde Benicio Del Toro, Tim Robbins ve Olga Kurylenko’nun oynadığı “Mükemmel Bir Gün” (A Perfect Day) 1995 senesinde Balkanlar’daki iç savaşın son günlerinde bir su kuyusunu temizlemek talep eden inatçı destek gönüllülerinin ironik öyküsünü anlatıyor.
Yıl 1995. Mekân, bir zamanlar Yugoslavya olarak hatıralan ülke… Sulh müzakerelerinin yapıldığı, iç savaşın sona ermek üzere meydana geldiği günlerdeyiz. Çeşitli ülkelerden iştirak eden destek gönüllüleri, yöre halkı amaçlı hayatî önem taşıyan bir su kuyusuna atılan cesedi ortaya çıkarmak amaçlı ip ararlar. İş, temel benzeri görünür ama Okumaya devam et “İnadına destek inadına insanlık”

Kıyamete çeyrek kala

Kıyamete çeyrek kala

X-Men ailesinin yepyeni filmi vizyona girdi. 1983 senesinde geçtiğimiz “X-Men: Apocalypse”, Eskiyen Mısır’dan iştirak eden ve ilk mutant olarak malum Apocalypse’in uygarlığı yıkıp yepyeni bir rejim kurma çabalarını anlatıyor.
İlk filmlerdeki Xavier ve Magneto dışarısında X-Men serisinde gençlere misal olacak yaşını başını almış mutantlara görmek kolay değildir. Xavier, insanlarla sulh ve ahenk içerisinde yaşamayı önerir. Magneto mutantların bağımsızlığını korur. Yepyeni filmde tanıştığımız, kökeni Eskiyen Mısır’dan dahi önceye giden En Erken Nur ya da Apocalypse (Oscar Isaac) ise mutantların yepyeni bir hayat kurması gerektiğine inanıyor. Açılış sahnesinden anlaşılacağı üzere asıl maksadı dünyada bir yaradan olmak… Ve buna her şeyi yıkmaktan yana. O Kadar kuvvetli ki, mutantlar belki de ilk defa iktidara bu civarı yakınlaşıyorlar. Ama öykü, iktidar tutkusundan ziyade Okumaya devam et “Kıyamete çeyrek kala”

SORUNLAR BERBAT ADAMLARA BAĞLANIYOR

SORUNLAR BERBAT ADAMLARA BAĞLANIYOR

Önceki filmlerden hatırladığımız bir karakter meydana gelen Nicky (Julia Stiles) CIA’yi “hack”leyerek elde ettiği dosyaları Jason Bourne’a ulaştırmak talep ediyor. CIA direktörü Robert Dewey (Tommy Lee Jones) ise bu teslimatı önlemek amaçlı harekete geçiyor ve peşlerine merhametsiz bir tetikçi (Vincent Cassel) takıyor… Yunanistan’da kanun dışı dövüşlerden kazandığı üç 5 kuruşla geçinmeye personel Bourne, bir anda kendini CIA’in AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’deki merkezinden yönetilen bir birey avının hedefi olarak buluyor… Bourne’un attığı her adımı ileri bilişim sayesinde izleyen Heather Lee’nin (Alicia Vikander) “Bourne’u yakalayalım şayet öldürmeyelim, üstelik yine CIA amaçlı çalışmaya inandırma edelim” teklifiyle beraber örgüt içerisinde yeni entrikalar kuruluyor… Bourne’un CIA’ye dönüp, dönmeyeceği, serinin ruhuna hainlik telakki edilebilecek bir soru şayet öykü maalesef buradan Okumaya devam et “SORUNLAR BERBAT ADAMLARA BAĞLANIYOR”