Kabataş’ta çözüm Fındıklı’ya iskele

Kabataş’ta çözüm Fındıklı’ya iskele

4 Ağustos’tan bu yana kapatılacak meydana iştirak eden Kabataş İskelesi’yle alakalı şikâyetleri yansıtmıştım hatırlayacağınız benzeri… Bilinen… İstanbul Megakent Belediyesi’nin başlatacağı Taşıma Merkezi projesi sebebiyle Kabataş’taki iskele çalışmayacak, yolcular Karaköy, Beşiktaş ve Eminönü’ne yönlendirilecek. bu sırada Taksim-Kabataş füniküleri de devre dışı kalacak. İki yaka arasındaki ulaşımını deniz yöntemiyle imkanı sunan ve Kabataş İskelesi’ni kullanan yolcular da işte bu çalışmalar boyunca ne yapacaklarını bilemiyor, mağduriyet yaşamaktan korkuyor. İBB’den muadil analiz eder bekleyen İstanbulluların önce aklına iştirak eden çözüm ise Fındıklı’ya da bir iskele açılması. Kabataş’ın kapatılmasıyla Karaköy, Eminönü ve Beşiktaş iskelelerinin fazla yüklü olacağını, Fındıklı’ya bir iskele açılırsa bilhassa Taksim’den geliyor olacak yolcuların ek olarak huzurlu ulaşım sağlayacağını düşünüyorlar.
Bu teklifleri ve endişeleri geçen gün, bu köşede detaylarıyla anlatmıştım. İşte bu yazının sonrasında İstanbul Megakent Okumaya devam et “Kabataş’ta çözüm Fındıklı’ya iskele”

KAPKAÇ YÜZÜNDEN

KAPKAÇ YÜZÜNDEN

Kamuoyuyla paylaşılan çizimlerde ağaç olmaması toplumsal basının da gündeminde. İstiklal Caddesi’nin iki yakınında ağaçların sıralandığı eskiyen görüntüleri da iki gündür en bir sürü paylaşılan kareler. 2000 seneye ilişkin bu karelerle birden çok ay ardından karşılaşacağımız İstiklal Caddesi’ni karşılaştıran İstanbullular, ağaçsız, renksiz, beton görünümlü bir caddenin İstiklal’in ruhunu, hareketliliğini yansıtamayacağını düşünüyor ve ‘Beton İstiklal reva mı?’ diye soruyor. Peki, 10-15 yıl öncesine civarı ağaçlarla kaplı meydana gelen İstiklal’de ağaçlar niçin kaldırıldı? Hatırlarsanız bir aşama İstanbul’un ve bilhassa de Taksim’in en mühim problemi ‘kapkaç’tı. İstiklal Caddesi’nde anında altını çizen bir kapkaç olayı yaşanıyordu. O Okumaya devam et “KAPKAÇ YÜZÜNDEN”

DERİN TRAJEDİLER SERGİSİ VE İNSAN MERKEZLİ

DERİN TRAJEDİLER SERGİSİ VE İNSAN MERKEZLİ

Zorunlu göç, ailenin parçalanma sürecini eşliğinde getirir, topraklarından uzaklaşan aile, kültürel geriye kalmışlığın yabancı sorunla- rıyla da surat yüze gelir: Akraba evliliği, adam evlat tutkusu, engelli çocuklar, başka cinsel tercihlere sahip kardeşe yönelen hoşgörüsüzlük ve kuvvet, trajediyi derinleştirir.
Kırmızıgül, devletin resmi görüşüyle aykiri düşmeden, sıkıntıları içeriden ve yerinden saptama eden içten bir tavırla anlatıyor hikayesini. Tümüyle birey merkezli, duygusal bir bakış açısı var. 12 Eylül sonrasında Diyarbakır Cezaevi’nde-ki Okumaya devam et “DERİN TRAJEDİLER SERGİSİ VE İNSAN MERKEZLİ”

Her mevsimde Türkçe film

Her mevsimde Türkçe film

Uzun bir zaman ardından Ülkemiz gişelerinde 5 haftada 1 milyon izleyici barajını geçtiğimiz önce başka film,’Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı’ oluyor. Ancak, benzer film AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI ve Kanada gişelerinde Ülkemiz’deki benzeri kayda ölçüt bir başarı gösterebilmiş değil.’Harry Potter: Melez Prensin Ülkemiz’de üç haftada 500 bin izleyici toplaması da, ‘Buz Devri 3’ün bir sürü aşağısında kalmayacağını gösteriyor.
Bizde 6 haftada zar kolay değil 300 bini geçtiğimiz ‘Transformers 2’nin Atlantik’in diğer yakasında ‘Buz Devri 3’ten bir sürü ek olarak oldukça başarılı olması, dikkate ölçüt başka bir veri.Bu noktada, ‘Buz Devri 3’ ve ‘Harry Potter ve Melez Prens’in bir partner noktasına dikkatinizi çekmek talep ediyorum. ‘Buz Devri 3’ yaygın olarak, Harry Potter ise tespit edecek bir Okumaya devam et “Her mevsimde Türkçe film”

İSTİKRARINI KAYBETMEDİ

İSTİKRARINI KAYBETMEDİ

‘Pehlivan’, ‘Ses’ ya da ‘Davacı’… Akıllı Ökten imzasının afişte yarattığı merak ve beklenti bu filmlerde de hayalkırıklığıyla sonuçlanmamıştı. Bizzat kuşağından yabancı yönetmenlere yönelik ek olarak az sayıda film yapmayı seçim eden Ökten, her süre duru bir ana düşünce ve düzgün bir anlatımla çıktı seyircinin karşısına. Dünyaya siyasi olarak soldan bakanımız, ‘ülke meselelerine hassas sinemacı’ kimliğini stabil bir şekilde aynı ritimde devam ettirdi. Okumaya devam et “İSTİKRARINI KAYBETMEDİ”

Türk sinemasının aklı Geçmiş zamanda kaldı

Türk sinemasının aklı Geçmiş zamanda kaldı

Geçtiğimiz 7-8 maaş dönemde vizyona giren türk malı filmlere evrensel olarak baktığımda, Türk sinemasının aklının halen evvelki sezonlarda kaldığını görüyorum.
Yerli filmlerin 2007 güzüyle 2009 içerik aralarında gösterdiği sürpriz gişe başarılarının, 2009 -2010 çağında yaşadığımız negatif manzaranın asıl sebebi olduğuna düşünüyorum.
Düşüş esasında göstere göstere geldi. Yapımcılar, dağıtımcılar tatlı karların karşın konulmaz cazibesini görünce, yaz aylarında apar topar vizyon tarihlerini belirlediler ve bir telaş arasında film hazırlıklarına başladılar.
70’e yakın film çekildi ama senaryoların çoğu aceleye geldi. Senaryolar Hollywood’da yıllarca elden ele dolaşır ve sık sık Okumaya devam et “Türk sinemasının aklı Geçmiş zamanda kaldı”

Tek şahsiyet ordu: SALT

Tek şahsiyet ordu: SALT

Resimli roman ya da şerit film kahramanlarını andıran iddialı fiziğiyle Angelina Jolie, modern aksiyon sinemasına yakışan bir yıldız. Ancak bu görüntü ahenk, öykülerin içini doldurmaya yetmiyor. “Lara Croft Tomb Raider”dan beri sıkıntı benim düşünceme göre daima benzer. Angelina Jolie’nin aksiyonları, birer hafta sonu eğlenceliği olmanın ötesine geçemiyor.
“Salt” belki bu problemi aşmak niyetiyle tezgâha çıkartılan bir proje. Asıl hedefin, Jolie’nin bu filmde canlandırdığı “Evelyn Salt” karakterinden bir çeşit “dişi Jason Bourne” yaratmak meydana geldiği besbelli. Oynadığı her aksiyonda aşağı yukarıya benzer karakteri canlandıran Jolie amaçlı de “tek karakter bir seri” şüphesiz güzel bir çözüm. Fakat hedefe ulaşıldığını ifade etmek olası değil. “Salt” kalite olarak Jolie’nin evvelki aksiyonlarının ilerisinde değil. Resimli roman Okumaya devam et “Tek şahsiyet ordu: SALT”

BOŞ İNANÇ ELEŞTİRİSİ

BOŞ İNANÇ ELEŞTİRİSİ

“Son Ayin”, öykü olarak da seyircinin beklenti ve tahminlerinin gerisinden iştirak eden bir film. Öyküyü sürükleyici kılan yegâne öğe, Nell’in içerisinde hakikaten bir iblis olup meydana gelmediği suali. Film kesinlikle bir yanıt vermeden, her iki tezi de savunan ispat eder sunuyor, hemen hemen son ana civarı rengini belli etmiyor. “Son Ayin’in en güzel tarafıysa, AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI kırsalındaki yobazlığı, cehaleti, boş inançları ve kültürel geriye kalmışlığı eleştirmesi. Şükür ki bunu inşa ediyor, bir mana anlam etmekte. Bir de Nell rolünde Ashley BeU’in süper kompozisyonu var. Gerisini ciddiye almak olası değil. Yalnızca meraklılarına… Okumaya devam et “BOŞ İNANÇ ELEŞTİRİSİ”

Ölürsem cenazeme gelme

Ölürsem cenazeme gelme

Bir Amerikan milletçe hikâyesinden uyarlanan “Büyük Sır”da (Get Low) profesyonel aktör Robert Duvall, unutulmaz bir kompozisyon çiziyor ve Oscar adaylığına göz kırpıyor.
“Büyük Sır”, bir büyük yangın görüntüsüyle açılıyor. Uzaktan seyrettiğimiz yanan evin içinden çıkan bir karaltı gözümüze çarpsa da, yangının sebebi ve karaltının kimliği ile ilgili bilgi vermeyen film, tersi yaşlı Felix Bush’un (Robert Duvall) hikâyesine geçiyor.
Evini gözetleyen meraklı ufaklıkları dahi tüfekle kovalayan Felix Bush, ormandaki evinde tek başına hayatını sürdüren, yabaniliğiyle efsane haline gelmiş bir erkek. Bir vefat haberi sunmak amaçlı evine uğrayan kasabanın rahibi, Felix’in Okumaya devam et “Ölürsem cenazeme gelme”

Aşkın çeşitli halleri

Aşkın çeşitli halleri

Francois Truffaut’nun “Jules ve Jim”i (1962), benzer kadına âşık meydana gelen iki yakın arkadaşın öyküsüdür. Truffaut, iki erkeğin bir kadını paylaşması fikrinden ziyade üç şahsiyet duygusal bir ilişkinin sürüp süremeyeceğine bakar, ihtimalleri tartar. Jules ve Jim’in benzer kadına âşık olması izleyici amaçlı sıradan bir gelişmedir; zira iki adam karakter ile ilgili olması gerektiği civarı haber sahibidir. Benzer bir hikâyeyi, Sulh Bıçakçı’nın romanından şuanki Ankara’sına taşıyan “Bizim Kocaman Çaresizliğimiz” ise iki erkeğin arkadaşlığının geçmişi ile ilgili hiçbir ön haber vermeden açılıyor: Anne ve babasını kaybeden üniversite talebesi çocuk Nihal (Güneş Sayın) abisinin teklifiyle Ender (İlker Aksum) ile Çetin’in (Fatih Al) partner evine taşınıyor.
“Tatil Kitabı”nda taşralı Türk erkeğinin babadan oğula devreden “kötü alışkanlıklarından bahseden Seyfi Teoman, bu defa, aralarındaki dostluğu bozmadan benzer kıza âşık meydana gelen, ardından da bunu seyircinin garipsediği “ortak bir çoşku”yla paylaşan iki erkeği anlatıyor. Fasulye ayıklayan, yiyecek yapan, hanede kadınlardan dahi ek olarak dikkatli, disiplinli meydana gelen bu sıkı eğitimli, “modern ve alternatif” iki erkeğin gerek duyulduğunda Doğulu Türk erkekleri civarı korumacı olabileceği noktasına götürüyor bizi. Emanete hıyanet etmeyen, adam dünyasının kodlarına saygılı erkekler şunlar.