DERİN TRAJEDİLER SERGİSİ VE İNSAN MERKEZLİ

DERİN TRAJEDİLER SERGİSİ VE İNSAN MERKEZLİ

Zorunlu göç, ailenin parçalanma sürecini eşliğinde getirir, topraklarından uzaklaşan aile, kültürel geriye kalmışlığın yabancı sorunla- rıyla da surat yüze gelir: Akraba evliliği, adam evlat tutkusu, engelli çocuklar, başka cinsel tercihlere sahip kardeşe yönelen hoşgörüsüzlük ve kuvvet, trajediyi derinleştirir.
Kırmızıgül, devletin resmi görüşüyle aykiri düşmeden, sıkıntıları içeriden ve yerinden saptama eden içten bir tavırla anlatıyor hikayesini. Tümüyle birey merkezli, duygusal bir bakış açısı var. 12 Eylül sonrasında Diyarbakır Cezaevi’nde-ki

işkencelerden laf etmeyi ihmal etmediği benzeri, Türk silahlı gücünün şehitlerine saygıda da hata etmiyor. Film, sıkıntıları meydana koymayı amaçlıyor ve ivedi çözüm amaçlı herkesin bir birşeyler yapması gerektiğini altını çiziyor. Ailenin bir kanadının Norveç’te yaşadıklarının “Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” türünde bir tenkit niteliği taşıdığı ve problemlerin asıl çözüm yöntemini gösterdiği kesinlikle. Kırmızıgül, kısacası devletin ek olarak sahiplenici, hoşgörülü ve anlayışlı olmasından yana.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir