Petrol kurbanı oldular

Petrol kurbanı oldular

Çoğunluğu gerçekte Türkmenleri’n arazileri üstünde yer alan ve 2003 işgalinden ardından Kürt Yerel Yönetimi’ne çeşitli oyunlarla teslim edilen yakıt yataklarıyla beraber Türkmen şehri Kerkük de elden gitti.İngiliz Financial Times gazetesi, İsrail’in son aylarda petrolün tahmini yüzde 77’sini Irak Kürtleri’nden aldığını yazdı.
Bugün Türkmenler, Türkmen şehri Kerkük, Türkmen köy ve kasabaları yakıt kurbanıdır. Bunun faturasını Türkmenler canlarıyla ödüyor. “Irak’taki Türkmenlerin Suskun Çığlığı” isimli 4. kitabı çıkan Ali Kerküklü diyor ki: Okumaya devam et “Petrol kurbanı oldular”

Yeraltı haritası hazırlanmalı

Yeraltı haritası hazırlanmalı

8 bin 500 senelik bir kent olmasıyla övündüğümüz, medeniyetler beşiği diyerek gurur duyduğumuz, “Batı’ya en yakın hayat tarzı”yla böbürlendiğimiz İzmir’in bu eksikliği beni üzüyor.Avrupa’da, Amerika’da, Uzakdoğu’da çağdaş şehirlerin en mühim özelliği nedir biliyor musunuz? Altyapısı.
Avusturya’nın başkenti Viyana’da şahit oldum. Tarihi şehrin merkezi korunduğu ve çoğalış binalar yetmediği amaçlı anında dibinde bir uydu kent projesi yapılıyor. Ne yapmışlar biliyor musunuz. Öncesinde koltuk altından başlamışlar. Kanalizasyon, kablo, su hatları döşenmiş..Metro buraya uzar diye tünel dahi hazırlanmış.Bunların bir haritası da çizilmiş. Cerehemen yan, web kabloları buradan geçiyor, su boruları burada, kanalizasyon şurada.. Tümü belli.Bizde mi? Okumaya devam et “Yeraltı haritası hazırlanmalı”

TRT, İzmir’den fazladan yayım yapmalı

TRT, İzmir’den fazladan yayım yapmalı

Ülkemiz’de tv yayıncılığı zaten 1952 senesinde yalnızca İstanbul’a yayım yapan İstanbul Teknik Üniversitesi’ne ilişkin İTÜ TV ile başladı.1964’te kurulan Ülkemiz Radyo Tv Müessesesi TRT’nin TV yayınına başlangıç tarihi ise 1968.Hemen iki yıl daha sonra da başka bir deyişle 1970’de İzmir televizyonu heyetti. O yıl Ağustos’ta açılan Beynelmilel İzmir Fuarı’ndan yayım yaptı.
TRT, Ülkemiz’deki önce işlek spor yayınını ise, 1971 senesinde İzmir’de oynanan Karşıyaka Spor Takımı ile İstanbulspor arasındaki futbol mücadelenini naklen vererek gerçekleştirdi.Aynı yıl reklam yayınlarına da Okumaya devam et “TRT, İzmir’den fazladan yayım yapmalı”

KLİP DE HAZIRLATTI

KLİP DE HAZIRLATTI

İzmir’e atandığında Hüseyin Aşkın beyefendi amaçlı ‘farklı bir müdür, çeşitli bir zabıta’ diye yazmıştım. Her geçtiğimiz gün haklı olduğumu görerek seviniyorum.Müdür beyefendi yaptığı dikkat yazısının sonuna bir de klip ekletti.. Zabıta bebeklerinin oyun aldığı klip hakikaten profesyonelce hazırlanmış.
Kız ve erkek çocuklar, babalarına kemer takmaları, trafik şartlarına uymaları ve ailelerini düşünmeleri amaçlı kısa mesaj veriyor. Benim Düşünceme Göre bundan ek olarak gösterişli bir dikkat olamaz. Güven Müdürü Aşkın’ın başlattığı bu uygulama bütün zabıta örgütüne misal olacak nitelikte. Okumaya devam et “KLİP DE HAZIRLATTI”

KORUK EKŞİLİ PATLICAN DOLMASI

KORUK EKŞİLİ PATLICAN DOLMASI

1 kilogram yağlı kıyma, 2,5 -3 kilogram dolmalık patlıcan, pirinç, 1/2 kilo yetişkin patates,
3-4 soğan, 3-4 başı sarımsak, 1 yiyecek kaşığı biber salçası, 1 yiyecek kaşığı domates salçası, tuz, karabiber, yenibahar, ekşi 8limon veya koruk)
Patlıcanların başları kesilir, içleri oyultümör, temizlenir. Yetişkin domateslerin kabukları soyulur küçük doğranır. Soğan ve sarımsaklar soyultümör, küçük doğranır. Yıkanan pirince bütün malzemeler karıştırılır. Hazırlana iç, bir sürü sıkışık olmamak üzere patlıcanların içerisine doldurultümör. Patlıcanların ağzı ya kapaklarla kapatılır, veya ard arda, birbirine kapak olacak biçimde dizilir. Üst Kısmına dolma taşı veya ağırlık kontümör. Tuz serpilir, dolmaları basacak civarı su ilave edilir, pişirilir. Dolmalar belli bir süre pişince ekşi ilave edilir. Belli Bir Süre da ekşi ile kaynatıldıktan ardından ocağın altı kapatılır, dolmanın suyu süzülür, ateş gibi olarak servis yapılır. Okumaya devam et “KORUK EKŞİLİ PATLICAN DOLMASI”

Yavuklu adayı yastıkaltında

Yavuklu adayı yastıkaltında

İstanbullu Rum Ortodoksların geleneklerinden birisi de yılbaşı gecesi amaçlı yapılan ‘Vasilopita’dır (yılbaşı çöreği). Uzunca bir hazırlığa gereksinim duyan bu çörek, aile reisi aracılığıyla dualar beraberinde kesilip büyükten küçüğe sıra ile dağıtılır. Ailedeki çocuk kızlar gece rüyalarında evlenecekleri kişiyi görebilme ümidiyle bu çörek parçalarından yastık altına koyarlar. Ermeni kilisesi geleneklerine yönelik 5 kocaman bayramın ilki Noel’dir. İsa Peygamber’in doğuş bayramı. İki aşamalıdır. İlki İsa peygamberin doğuşu, ikincisi ise vaftiz törenidir, Ermeni kilisesi ikisini art arda kutlar. Ocakta ayının 5 ve 6’sında. Ermenilerde Noel öncesi bir hafta Okumaya devam et “Yavuklu adayı yastıkaltında”

1900’LERİN SEYYAHLARI

1900’LERİN SEYYAHLARI

Biliyor musunuz, arada bir geçtiğimiz asrın başının seyyahlarına imreniyorum. Düşünün, tüm menziller henüz vahşi kapitalizmin hoyratlığıyla hırpalanmamış. Nerede ise oldukları benzeri duruyorlar. Bunun Için cevap yepyeni bir birşey var: Bugünün abide otelleri diye adlandırdığımız efsaneler sahneye çıkmışlar artık! Nerede ise son 1/2 asırdır, dünyanın en güzel oteli seçilen otel Bangkok’ta. Chao Phya’nın kenarına uzanmış “yaşlı bir hanımefendi”gibi: The Oriental. Somerset Maugham benzeri uzatmalı seyyahlara da ev sahipliği yapmış. Şöhretli yazar, Uzakdoğu coğrafyasında kâh oraya, kâh buraya savrulurken Oriental’da aylar geçirmiş. Otel tabiki bu nadide misafirlerini gereken şıklıkla anıyor. Bu Sabah Oriental’in en güzel süitlerinden birisi Maugham’a atfolunmuş. Okumaya devam et “1900’LERİN SEYYAHLARI”

Osmanlı’nın gözü neredeydi

Osmanlı’nın gözü neredeydi

Tarih, coğrafya, sosyoloji, harika sanatlar… Şu Şekilde diyelim de ek olarak huzurlu okunsun: İznik seramiklerini bilmeyen hünkârbeğendiyi de bilemez!Son 10 senedir gittikçe yükselen bir dozda “Osmanlı İmparatorluğu” ve “nizamı” konuşuluyor-oluyor… Yoksa bize mi öyle geliyor? Ya da birileri öyle olmasını mı arzuluyor? Bunları bugünün dünyasında her hattıyla bilmek zor! Ama şüphesiz bilmemiz gerekli olan bir birşey de şu: Eğer bu imparatorluğun kalıtçısı bizsek, Osmanlı’nın “kültür ve politikasını” herkesten iyi biliyor olmalıyız. Hemen duyar gibiyiz: “Dışişleri Bakanı Davutoğlu etkisi mi?” diye sualler olacaktır. Hayır, değil. Tarihin içerisinde bulunan hiçbir şeyin bir ek olarak doğmayacağı kesin. Bu Şekilde nostaljik hevesler, ümitler, eğer arkalarını haber ve analitik yaratıcılığa yaslamıyorlarsa boşa süre kaybıdır… Okumaya devam et “Osmanlı’nın gözü neredeydi”

Taşı toprağı altın kadim şehir

Taşı toprağı altın kadim şehir

İlkbahar sonu, yaz baş İstanbul’un harika günleridir. Günün battığı, karanlığın büyülü örtüsü ile vahşi yapılaşmayı perdelediği saatler… Hemen Hemen sihirli bir atmosfere kavuşur şehir. Binlerce senedir bu şehir her şeyi gördü geçirdi. Bazen mutlu olmak, bazen de acının hakim meydana geldiği zamanlar. Her Biri sırasını savdı. Geldi geçti. Kentin pırıltısı kaldı. Ne yazık ki bu kentin güzelliğine katkıda bulunamadık. Tersine, 30 -40 senedir vicdansızca projeler, ücret biriktirmenin karayolu olarak görüldü: “Boğaziçi ön görünüm” denildi. “Şu” denildi. “Bu” denildi. Sonuç ortada. Vahşi Batı misali. “Neresi, nasıl?” demeyesiniz. Gelin Barbaros Bulvarı’nı tırmanalım. Solunuza, sağınıza bakın. İçiniz sızladı mı? Bir birşey olmaz. Alışırsınız. Mevcutlar geleceklerin teminatıdır. Bilesiniz…
Şunu da söylemeden geçmeyelim. Hayat çoğalış eskiyen hayat değil. Sanal ortam düş dışı bir sürat ve ölçekte Okumaya devam et “Taşı toprağı altın kadim şehir”

EKVATORU TURLAYAN MİLLİ İÇKİ

EKVATORU TURLAYAN MİLLİ İÇKİ

Anlatalım. Eskiyen kentin içerisinde tanıdığım bir antika galerisine uğruyorum. Sahibi 40 yaşlarında. Şu minik suskun şehir dediydik. Bir durun. Yutkunun. Saygıdeğer elindeki Picasso’ları gösteriyor. Saklayamadığım hayreti görünce bir aquavit içer miyim soruyor. Tanımadığım, açık çay rengi bir Aquavit. Kokluyor sonrasında tadıyorum. Damağıma dokunan aquavit, ekvatoru geçerken Portekiz’de kalmış olmalı. Gülüyor. Gerçek diyor. İmal eden “aile” en arıtılmış Porto şarabı fıçılarını İngilizlerle yarışıp ediniyor. Aquavit onların içerisinde dinlenince… Picasso’nun “mavi dönemini” konuşuyoruz. Bizim anlı şanlı antikacılarımızı, çeşitli kıtır galeri sahiplerimizi anımsıyorum. Olsun… Dışarı çıkıyorum. Katı ve zalim bir rüzgâr. Kamçı benzeri. Peki şayet onlar üşümüyor? Okumaya devam et “EKVATORU TURLAYAN MİLLİ İÇKİ”