Dinlemek genellikle konuşmaktan yararlıdır

Dinlemek genellikle konuşmaktan yararlıdır

Bizim mesleğin en gösterişli arabayı “Dinlemek”tir… Bir Takım çocuk meslektaşlar bunun farkında olmadıkları amaçlı dinlemek mahaline genellikle konuşmayı ya da tartışmayı yeğ tutarlar. Böylelikle dinleyerek öğrenecekleri şeyleri ıskalarlar…Son günlerde dinlediklerimden bazılarını aktarayım.Geçenlerde çok populer bir işadamıyla populer bir gazetecinin konuşmalarını dinliyordum. Konu elbette ki Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ismi üzerindeki değerlendirmeler çizgisinde gelişiyordu. Erdoğan’ın üslubundaki sertlikler falan konuşulduktan ardından, işadamı gazeteciye sordu:
Hem eleştiriyorsun hem bir de Erdoğan’ı ne sebeple destekliyorsun, diye konuştu.Gazeteci gülümseyerek yanıt Okumaya devam et “Dinlemek genellikle konuşmaktan yararlıdır”

Siyasi komploculuk da bu toprakların bir geleneğidir

Siyasi komploculuk da bu toprakların bir geleneğidir

Nice çeşitli kültürlerin birbirlerini etkiledikleri bu topraklarda “Siyaset”in ana öğelerinden bir tanesi de “Komplo”lar değil midir? Komploların politikaya taraf verdikleri vaziyetleri, son zamanlarda sık görüyoruz. Bir Takım içeriden kimisi de dışarıdan tasarılanan komplolar, bazen darbe girişimlerine, bazen de hukukun ve adaletin katledilmesine dayanıyor. 17-25 Aralık darbe teşebbüsü ya da Ergenekon-Balyoz davaları bunlara misal olabilir.
Ama derine indiğimizde komploculuğun yalın Cumhuriyet politikasının bir öğesi olmadığını görürüz. Osmanlı’dan da geriye giden dönemlerde bu toprakların politikasında daima komplolar ve komplocular vardır. Sözgelişi Kanuni’nin eşi Hürrem Padişah, Okumaya devam et “Siyasi komploculuk da bu toprakların bir geleneğidir”

Kuşkulardan arınmış bir yeryüzünde yaşayabilseydik

Kuşkulardan arınmış bir yeryüzünde yaşayabilseydik

Kuşkulardan arınmış bir yeryüzünde hayatını sürdürmek acaba ne türlü bir şeydir? Bir Türk yurttaşı olarak, bu şekilde bir dünyayı fakat düş edebiliyoruz… Gelişmeler ne civarı pozitif istikamette olsa da, kuşkulardan arındırılmış bir yarın halen uzak yaşanıyor.
Dün St Petersburg’da Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Başkan Putin görüşürlerken, “İki ülkenin arasına bıçak benzeri giren uçak düşürme krizinin arkasında acaba hangi güç vardı” sualine yanıt almış değildik. Darbe teşebbüsü esnasında hemen hemen Gökyüzü Kuvvetleri’nin tümden FETÖye ilişkili pilotlarla dolu meydana geldiğini Okumaya devam et “Kuşkulardan arınmış bir yeryüzünde yaşayabilseydik”

Toplumlar da yorulur ve bazen krizkolik olurlar

Toplumlar da yorulur ve bazen krizkolik olurlar

Hani “Geçer ama deler de geçer” derler ya… Ara Vermeden yaşadığımız krizlerin de toplumumuzda iz bırakmaması olası değildir. Şu doların yükselmesine ilişkili olarak olarak etrafınızdaki konuşmalara bir kulak verin… Adeta dolar bir başka ücret ünitesi değil de, hayatlarımızı endekslediğimiz bir maddeymiş benzeri algılanmıyor mu? Ya da adeta 15 Temmuz hiç yaşanmamış benzeri davranan ve konuşan ana muhalefet öncününü dinlediğiniz süre, yorgunluk hissetmiyor musunuz?
Tıptaki, fizikteki kavramların kesinlikle insan topluluklarında da karşılıkları vardır. Sözgelişi Profesyonel. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta”Hastalık hastalığı”nı yazmıştı. Bunun Için yönelik “Hastalık hastalarında” kalp rahatsızlığı rizikosu hakikaten yüksekmiş. Gelişen bilişim yardımıyla sıhhatli insanlarda dahi birden çok rahatsızlık bulmak, Okumaya devam et “Toplumlar da yorulur ve bazen krizkolik olurlar”

Hem kentliyiz hem bir de bir sürü kalabalığız

Hem kentliyiz hem bir de bir sürü kalabalığız

Kırsal kesimlerden şehirlere göçün Demokrat Parti iktidarıyla bir anda artmaya başladığı 1950’lerde oturmuş İstanbulluların “Halk geldi yurttaş denize huzurlu rahat giremiyor” şeklindeki yakınmaları hatırlardadır. Halbuki 1960’a gelindiğinde İstanbul’un nüfusu artık 2 milyonu dahi bulmamıştı.Ben gazeteciliğe önce adımlarımı 1960’ta Orhan Kemal ve Muzaffer Buyrukçu ile beraber İstanbul’un yepyeni semtlerinde röportajlar inşa ederek atmıştım. O dönemde Gültepe ve Kuştepe’nin nüfusları ek olarak 5000’leri bulmamıştı. Şimdiki Gaziosmanpaşa o dönemde Taşlıtarla’ydı. Okumaya devam et “Hem kentliyiz hem bir de bir sürü kalabalığız”

PKK’nın sözcüsü meydana gelen Alman politikacı ne sebeple Erdoğan’ı beğensin ki

PKK’nın sözcüsü meydana gelen Alman politikacı ne sebeple Erdoğan’ı beğensin ki

“Erdoğan’a ‘pkk’lı’ diyerek 16 Nisan referandumu öncesi PKK savunuculuğu yapan Alman vekilin, ülkesindeki PKK’lı teröristlerin bir numaralı müdafaa edicisi meydana geldiği meydana çıktı. Çöl Wagennecht 28 Ocak’ta Berlin’de Almanya Federal Meclisi’nin önünde PKK pkk teşkilatının gösterisine katıldı. O eylemde pkk propagandası yapan Alman vekil, PKK pkk örgütü elebaşının posteriyle kameraların karşısına geçti.
Wagenknecht 2014’te de Sol Parti’deki vekil dostlarıyla beraber PKK flamasının önünde objektiflere poz vermişti. Ülkesinde faşist kimliğiyle malum Alman vekil, 26 Mayıs’ta da bizzat partisinin grup toplantısında antifaşist bir eylemci aracılığıyla yüzüne pasta atılarak ihtarname edilmişti.” Okumaya devam et “PKK’nın sözcüsü meydana gelen Alman politikacı ne sebeple Erdoğan’ı beğensin ki”

Cumhurbaşkanı Erdoğan tenkit eksiğini özeleştiri inşa ederek gideriyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan tenkit eksiğini özeleştiri inşa ederek gideriyor

AK Parti iktidarının en çok gereksinim duyduğu birşey herhalde “Eleştiri”dir. Fakat AK Parti ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan tenkit mahaline yüklü bir nefret istifra (istifra (istifra (kusma))) kampanyasına amaç oldukları amaçlı, bu satırların yazarının meydana geldiği benzeri fazla çok fikir sahibinin de tenkit yapmasını engelledi bu nefret kampanyaları. İçeride ve dışarıda sahnelenen nefret kampanyalarının 15 Temmuz darbe teşebbüsüne civarı dayan- dığı varsayılırsa, bizlerin tenkit inşa etmek mahaline AK Parti’yi ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı savunmaya çalışmamızın haklılığı açıkça görülür.
Bereket bilhassa Cumhurbaşkanımız Erdoğan, tenkit eksiğini “Özeleştiri” mekanizmalarını işleterek gidermeye çalışıyor. Evvelki zaman Ankara’da AK Parti’nin iftarında ve geçen zaman AK Parti Grup toplantısında yaptığı konuşmalardaki özeleştiri içerir tümceler, bu açıdan çok ehemmiyetliydi. Bu cümlelerden bazılarını hatırlayalım: Okumaya devam et “Cumhurbaşkanı Erdoğan tenkit eksiğini özeleştiri inşa ederek gideriyor”

Vicdan azabına karşın şişme bot satışı yasaklandı

Vicdan azabına karşın şişme bot satışı yasaklandı

İnanılacak benzeri değil… Avrupa Birliği İtalya’ya mülteci akışına engel olmak amaçlı, Libya’ya şişme bot ve deniz motoru ihracatını durdurma kararı almış. AB’nin icra uzuvu meydana gelen Konsey, Akdeniz’den İtalya’ya karşı mülteci akışını önlemek amaçlı Libya’ya karşı yaptırım kararı alındığını izah etmiş.İtalya’da mülteci merkezlerindeki toplamında sayı 200 binden fazlaymış. Bm bilgilerine yönelik, yalnızca 2017’nin önce yarısında 80 binin üstünde mülteci deniz yöntemiyle İtalya’ya ulaşırken benzer dönemde tahmini 2 bin birey açık sularda yaşamını kaybetmiş.
İşte “Emperyalizm” olarak bilinen olgunun eriştiği son noktanın özeti bu gibi… Asırlarca sömürdükleri, 10 yaşından 40 yaşına civarı meydana gelen nüfusun tutsak tüccarlarının mülkiyetine geçtiği, özgürlük isteyenlerin Okumaya devam et “Vicdan azabına karşın şişme bot satışı yasaklandı”

Vatan Şaşmaz’ı vuran silaha o kadın ne türlü sahip oldu

Vatan Şaşmaz’ı vuran silaha o kadın ne türlü sahip oldu

Sevgili Vatan Şaşmaz’ın insanı hem bir tarifsiz kederlere gömen hem bir de derin düşüncelere yönlendiren ölümü, birey ilişkilerinin bazen ne çeşit hastalıklı tutkulara konu olabileceğini kanıtlıyor.Biz topluluk olarak erkeklerin hastalıklı tutkuları sebebiyle kadınları öldürmesine alışık olduğumuz amaçlı, Vatan Şaşmaz’ın bir kadın aracılığıyla öldürülmesi hepimizi derinine etkiledi. Bu Sabah Vatan’ın eşine ve serisinin tüm fertlerine sabır ve sevgili meslektaşımıza rahmet dilemekten yabancı bir birşey yapamamanın çaresizliği içindeyiz.
Bu fırsat ile büyük ihtimalle hepimizi huzursuz eden bir hale değinmenin de vakti gelmiş yer alıyor… Bu hali “Sivil toplumun silahlanması” halinde özetleyebiliriz. Evet… Turgut Özal çağında sivillerin de silah sahibi Okumaya devam et “Vatan Şaşmaz’ı vuran silaha o kadın ne türlü sahip oldu”

Bir milletin istemi müstakil hükümet kurmaya yetmiyor

Bir milletin istemi müstakil hükümet kurmaya yetmiyor

Mesud Barzani, yepyeni yetme bir politikacı değil… Kuşaklar boyudur Kürtlerin mukadderatlarına yön vermiş isimlerin bir devamıdır Barzani… Referandum ile amaçladığı özgürlük girişimi de Mahabat Cumhuriyeti denemesinin aktörlerinden meydana gelen babası Mustafa Barzani’nin anısına bir vefa çelengi benzeri algılanabilir.
Ancak görülen o ki, Barzani Mahabat Cumhuriyeti’nin felaketle sonuçlanan denemesinden ders alamamış. Bu coğrafyada bir hükümet kurmak amaçlı, bir milletin tek başına istem beyan etmesinin yeteri kadar meydana geldiğini zannetmiş. Hem Bir kocaman devletlerin, hem bir de bölge coğrafyasındaki ağırlıklı ülkelerin iradelerinin de, bu kuruluşa rıza Okumaya devam et “Bir milletin istemi müstakil hükümet kurmaya yetmiyor”