Tuvale iştirak eden ölüm

Tuvale iştirak eden ölüm

Bundan 100 sene öncesinde 1918’de korkunç bir grip salgını tüm dünyayı etkilemişti. Hata bir adlandırmayla İspanyol Gribi olarak bilinen rahatsızlık, milyonları kabre götürmüştü. Ölü sayısı, 4 sene devam eden Birinci Hayat Savaşı’ndakinden çok daha fazlaydı.Bizde İspanyol Nezlesi diye adlandırılan rahatsızlık, dershane, zümre, meslek ayrımı gözetmeksizin herkesi etkilemişti. (Mustafa Kemal Paşa az daha ölüyordu.) Sanatçılar da etkilenmişti gripten. Sözgelimi Avusturya zanaat camiası, 2018’i hürmet duruşuyla geçirecek. Zira 100 sene öncesinde iki kocaman sanatçılarını gribe teslim etmişlerdi. Okumaya devam et “Tuvale iştirak eden ölüm”

Aldatmanın eskiyen tadı yok

Aldatmanın eskiyen tadı yok

Psikologların ve aile terapistlerinin son zamanlarda en bir sürü ilgilendikleri sorun, ihtimal edeceğiniz benzeri webten kaynaklanıyor.Arkadaşlık siteleri, WhatsApp grupları, Instagram mesajlaşmaları insanların karşısına alternatifi çok bol ve erişilmesi çok kolay bir hayat çıkardı.Eskiden bu gibi değildi. Eşini, nişanlısını, sevgilisini aldatmak isteyenin gözünü 4 açarak vesile araması gerekiyordu. Seçenekler azdı, erişmek da kolay değildi. Çoğu defa ücret ve süre gerekiyordu. Bir Bir Sürü Defa aldatan insanların sayısı, parmakla gösterilecek civarı azdı. Okumaya devam et “Aldatmanın eskiyen tadı yok”

Ekmeğimi Kazanırken

Ekmeğimi Kazanırken

Gençlere ne öneri edersiniz, diye sorduklarında daima söylediğim şudur: Hiçbir Zaman mesleğinizle yetinmeyin.Mutlaka bir hobiniz olsun. Yepyeni veriler, yepyeni işler öğrenmek amaçlı de kursa gidin…(Hemen Ardından baktım ki kendim hiç kursa gitmemişim.) Bir zamandır ekmek konusuna taktım ya… Dedim ki ekmek kursuna gitabir. Peki hangisine? Sağa bak, sola bak, karşıma Mutfak Kitap çıktı.Hocamız, ekşi mayalı ekmek uzmanı (ve tutkunu) İbrahim Dinamik (30) olacaktı. Kardeşi Taha Dinamik (28) de pasta şefi olarak MSA’da (Mutfak Sanatları Akademisi) çalışıyordu.
Doğrusu pahalı olmayan değildi. Fakat benim tüm tercihlerimi karşılıyordu: Okumaya devam et “Ekmeğimi Kazanırken”

Her surat bir öykü anlatır

Her surat bir öykü anlatır

Türkiye’nin en populer ikizleri benim düşünceme yönelik Hatemi kardeşlerdir.Prof. Hüsrev Hatemi tabiptir.Prof. Hüseyin Hatemi ise hukukçu. Azerbaycan göçmenin bir ailenin çocukları olarak 12 Aralık 1938’de doğmuşlardır.Hüsrev Hatemi’nin anlatımına yönelik, çocukluk senelerinde bir zaman oynarken iki kardeş birbirinin yüzüne vurmuş. Bunu gören anneanneleri olağanüstü üzülerek onlara şu şekilde müdahale etmiş: “Yapmayın çocuklar, insanın yüzünü Allah sıvamıştır…” Sene 1947’dir. Anneannelerinin kastı, Allah’ın tüm canlıları yaratmanın ötesinde, birey yüzüne özel bir ehemmiyet verdiğidir…11 yaşlarındaki Hüsrev Hatemi o sözü tekrar hiç unutmaz. Okumaya devam et “Her surat bir öykü anlatır”

Mezardan ürkülür mü

Mezardan ürkülür mü

Mezar kelimesi ürkütücüdür. İnançsız ya da dindar bir birey olmanız bu gerçeği değiştirmez. İnançsız bir birey amaçlı kabir bilinmeyen bir âlemdir. Belki yok olmanın isimidir. Belki toprağa karışıp sonsuza gerçek sokak almaktır. İnançsız bir birey bu sebeple kabirden ürker. Haksız da değildir. Dediği gibiyse, yok olup gidecek. Bu yeryüzünde ne yaptıysa ona kâr kalacak. Esasında yaptığı da kâr kalmıyor ki… Zira en güzel zevkler, hazlar, tatminden ardından sonra bir hiçe dönüşür. Sonuçta inançsız insanın ileri gitse, geriye dönse varacağı koltuk bir fark yoktur. Ona yönelik hiçten geldi hiçe gidecek. Tabiki kabirden ürkecek. Her ne civarı ölümü, normal bir aşama olarak görse de, nihayetinde her şeyden ve herkesten sıyrılıp ilgisiz bir toprağa uzatılacak ve üstü kapanacak. O, Okumaya devam et “Mezardan ürkülür mü”

Saçlarım civarı canım olsa

Saçlarım civarı canım olsa

Çoğumuz hayattan hoşnuduz. Sorun ve çileli geçse de hayat çekiliyor. Elimiz mahkûm. İstesek de, istemesek de bu hayattayız. Yapacak bir şeyimiz yok. Bize danışılmadan, bize sorulmadan anne adayının rahmine yerleştik. Ve yeniden bize sorulmadan ve rızamız alınmadan bu dünyadan çekip götürüleceğiz.Yaşadığımız hayattan lezzet alıp almamamız ise bizim elimizde. Doğrusu ibadet eden yaşamı çözer ve lezzet alır. Yasal ve gerçek lezzetten bahsediyorum. Yoksa zinakâr da, katil de, acımasız de, kumarbaz da, hakları gasp eden de, hakka başkaldıran(!) da kendince lezzet Okumaya devam et “Saçlarım civarı canım olsa”

İslam âlemi uyanmak zorunda

İslam âlemi uyanmak zorunda

Uyanıştan reformu kastetmiyorum. Nassların değiştirilmesinden bahsetmiyorum. Kuran-ı Kerim ya da sahih hadislere müdahaleyi ima etmiyorum. Zira bu şekilde bir şeyi tahmin etmek, bana yönelik sakim ve sakil bir aklın tezahürü olabilmektedir fakat. Biliyorum ki, İslam âleminin problemi; insanındadır, kişilerdedir, kurumlardadır, yönetenlerdedir, âlimlerdedir, sokaktaki vatandaştadır. Sorun teoride değil pratiktedir. Dinin basit nasslarında sorun ya da eksiklik yoktur. Noksan meydana gelen bunları gerçek okuyamamak ve gerçek anlayamamaktır.
İslam âlemi uyanmak zorunda. Bunun bu şekilde gitmeyeceği ortada. Batı ülkelerini bilim ve teknolojide, birey kaynaklarında, planlamada üzgünüm geriden izliyoruz. Şu ya da bu nedenden ötürü doğruluk ettiğimiz ilerlemeyi Okumaya devam et “İslam âlemi uyanmak zorunda”

Kadının hakkını sunmak zorundayız ve Eşinizden helallik isteyin

Kadının hakkını sunmak zorundayız ve Eşinizden helallik isteyin

Erkek bizzat ile ilgili neye razıysa, eşi amaçlı de benzer şeye razı olmalı. Erkeğin nefsi varsa bayanın da vardır, erkeğin dinlenme gereksinimi varsa, bayanın da vardır, erkeğin dostlarıyla süre geçirme gereksinimi varsa, bayanın da vardır, erkeğin hacca ve umreye gereksinimi varsa, bayanın da vardır, erkeğin harika giyinmeye gereksinimi varsa, bayanın da vardır, erkeğin ibadet etme gereksinimi varsa, bayanın da vardır, erkeğin baba ve annesine faaliyete gereksinim varsa, bayanın da vardır. Bu liste hayli uzayıp gider. Kısacası dediğimiz şudur. Adam birey ise, kadın da insandır. Adam Allah’ın sevgili kuluysa, kadın da Allah’ın sevgili kuludur. Birinin ötekine üstünlüğü yoktur. Üstünlük cinsiyette değil, imandadır, ahlak ve karakterdedir. Okumaya devam et “Kadının hakkını sunmak zorundayız ve Eşinizden helallik isteyin”

Komşu hakkı, kul hakkından sayılır

Komşu hakkı, kul hakkından sayılır

Aile bireylerinden ardından, insanın en yakın etrafı kesinlikle komşularıdır. Komşularına itimat vermeyen birey kamil bir mümin değildir. “Güzel komşuluk et ki, hakiki mümin olasın” hadis-i şerifi, güzel komşuluğun imanla da alakasının meydana geldiğini işaret etmektedir. Hakikat bir Müslüman komşusuyla güzel geçinen, seven, sevilen, aranan, komşularına itimat verici kişidir. Dostlarınızın, sizinle rastgele bir biçimde ilgilisi meydana gelen kimselerin, sizlere bir birşey ulaştırmak istenip de evinizde bulamadıkları süre çalacakları önce kapı komşu kapısıdır. Aile bireyleri ile ilgilenen rastgele bir referans mevzubahis olduğunda bilgilerine başvuru edilecek önce kişilerden birisi yeniden komşularımızdır. Okumaya devam et “Komşu hakkı, kul hakkından sayılır”

Hz. Yunus denizde balığın karnında

Hz. Yunus denizde balığın karnında

Hz. Yunus (a.s.) öfkeye kapılıp aceleci davranır ve kavmini terk eder. Kuran-ı Kerim bunu Peygamberimize şu şekilde anlatıyor: “Öyleyse Rabbinin hükmüne sabırla katlan. Ve öfkeye kapılıp ve ardından ıstırap içerisinde haykıran balık sahibi (Yunus Peygamber) benzeri olma.” Hz. Yunus destursuz olarak çıktığı deniz yolculuğunda denize bırakılır.Yüce Allah bir balığa -Yunus balığına- ona kayıp vermeden onu yutmasını arzu eder. Balık öyle yapar. Hz. Yunus balığın karnında şu duayla yalvarır: “Senden yabancı hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Hakikaten ben, haksızlık edenlerden oldum.” Yüce Allah bu dua üst kısmına Yunus’u (a.s.) bağışlar. Hz. Yunus 3, 7 ya da 40 zaman Okumaya devam et “Hz. Yunus denizde balığın karnında”