Peki ya uygulama

Peki ya uygulama

Bir parti 235 milletvekili ile Meclis’te çoğunluğu sağlamış, hemen hükümeti kuracak… Şayet bakanların milletvekillikleri askıya alınırsa… 20 bakanımız, partinin gücünü ansızın 215 milletvekilliğine düşürecek. Bu vaziyette Devlet, Meclis’ten güvenoyu alamaz ki!
Buna mani olmak amaçlı başbakan ne yapacak; reyleri azalmasın diye hükümeti üçdört bakanlıkla mı kuracak?
Gelelim birinci şıkka… Üç döneme takılanlar tabiki partide vazife alabilir; almalıdır da… Peki şayet (sözgelimi) Bülent Arınç’ı, Ali Babacan, Beşir Atalay ya da ne bileyim Cemil Çiçek’i partide görevlendirmek, “işe göre erkek bulmak” mahaline, “adama iş bulmak” manasına gelmez mi?Ayrıca ben, “Başkanlık” sürecinde Tayyip Okumaya devam et “Peki ya uygulama”

Önce örgüt, ardından ücret

Önce örgüt, ardından ücret

Kapıyı tırmalayan ivedi borcu, Akaretler’deki evini “ipotek ettirerek” ödemişti.) Ali Şen’in tabiriyle, “zengin değildi şayet itibar sahibiydi…”Ancak o da noksan… Ek Olarak da ehemmiyetlisi Süleyman Beyin, kulübe konusunda bir vizyonu vardı:
BJK ne türlü yönetilmeli? Paralar harcanırken nelere öncelik verilmeli? Hangi hedefler amaçlı çalışılmalı?Velhasıl Süleyman Seba, “gayet iyi” yönetti. Savruk haldeki BJK’yi toparladı, dirlik düzenlik getirdi.Tam da bu sayede sekiz kurultay kazanarak 16 sene süresince başkanlık yaptı.Döneminde 20’den pek kupa kazanıldı, üç sene art arda kazanan Okumaya devam et “Önce örgüt, ardından ücret”

Türkiye yüzünü nereye dönsün

Türkiye yüzünü nereye dönsün

Yanından garip birşeyler sarkıyor. Yanıp sönen ışıklar ve gümbür gümbür sesler beraberinde üstümüze gerçek geliyor. Yahu bu ne?Bir hışımla yanımızdan geçerken gördük: Kara bir minibüs. Gençler pencerelerden sarkmışlar. Önde ve arkada bayraklar asılı…Dörtlüleri yakmış, aykiri bakımdan gidiyor.Ne meydana geldiğini ihtimal etmişsinizdir:Arkadaşlarını askere uğurluyor. (Bizim oralara niçin düşmüşler?)Geçen zaman birisi yakınıyordu:Yarım saatlik sokak, bu veletler sebebinden bir buçuk saat tutmuş; uçağı kaçırmışlar.Kişisel olarak ben de kızıyorum bunlara.Ama olaya uzaktan bakınca pozitif yanını da görüyorsunuz: Okumaya devam et “Türkiye yüzünü nereye dönsün”

Hangi Osmanlıca

Hangi Osmanlıca

Soralım: Osmanlıca diye bir “dil” var mıydı? Yanıt bir sürü net: Hayır, öyle bir “dil” yoktu. Osmanlıca, Türkçeydi!İmparatorluğun, bugünkü bağlamda resmi bir dili yoktu. Ne var ki Türkçe partner onay görmüştü. Kürtler Kürtçe, Ermeniler Ermenice konuşurdu şayet anında tümü Türkçe bilirdi.110 sene öncesinde günlük yaşamda ne türlü konuşulduğunu heyecan edenlere, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanlarını öneri ederim.Hem bir sürü eğlencelidir, hem bir de kendinizi bir belgesel izliyormuş benzeri hissedersiniz. Hüseyin Rahmi vapurda, kahvede, sokakta konuşulanlara öyle ki teyp tutmuş, hemen ardından da kaydı çözmüştür.Soracaksınız: “Peki, biz neye Osmanlıca Okumaya devam et “Hangi Osmanlıca”

Gözümüz üzerinizde

Gözümüz üzerinizde

Bazen kendimi 1990’lı senelere dönmüş benzeri hissediyorum. Eylemler, demeçler ve edinilen önlemler aralarında kritik bir farklılık yok.İtiraz edeceksiniz: “O zamanlar TSK’nin sesi gür çıkardı…” Haklısınız ama bu vaziyet askeriyedeki zihniyet değişikliğine işaret etmiyor. TSK 2011 Ağustosunda bir hamle geriye çekilerek, sivil politikaya “Emredin, gerçek bildiğinizi yapın” dedi.Dedi ama sanmayın ki huylu huyundan vazgeçer…Genelkurmay’ın web sitesine göz atarsanız, “Önemli Yurtiçi Olaylar” kısmında şu şekilde bir notla karşılaşacaksınız: Okumaya devam et “Gözümüz üzerinizde”

Cenaze namazı

Cenaze namazı

Katoliklerin ruhani öncüsü Papa Francesco, gazetecilerle hasbihal ederken konu anlam bağımsızlığına gelmiş.Papa, ziyaretlerini örgütlü eden Alberto Gasbarri’yi işaret ederek, “Eğer sıkı dostum Gasbarri anneme küfrederse, yumruğu yer…” demiş.Papa Francesco iletilerini enteresan laf ve mecazlarla veriyor. Ağırbaşlı papalara alışmış durumda olan Katolikleri ve medyayı şaşırtıyor.Ancak bu seferki iletisi olağanüstü sıkıntılı… Nedeni Ise sapla samanı karıştırıyor: Aralarında farklılık gözetmeden… Şahsi olanı, kurumsala… Ruhsal olanı hukuka bağlıyor… Bir Sürü hata çok! Anlatmaya çalışayım: Okumaya devam et “Cenaze namazı”

Osmanlı yazmaları yakıldı

Osmanlı yazmaları yakıldı

Peki, bunların bize faydası neydi? Öbür tarih-arkeoloji müzelerindeki benzeri Ninova Müzesi’ndeki eserler de bize insanlığın kat ettiği mesafeyi gösteriyor: Eskiyen vatandaşlar ne türlü yaşardı? Ne Türlü bir kültürleri vardı? Zevkleri nelerdi? Velhasıl nereden nereye geldiğimizi gösteriyor o eserler.IŞİD geçenlerde Musul Kütüphanesi’ni yakarak, Osmanlı’dan kalma eserler de dahil olmak üzere olmak üzere, 8 bin civarı nadir kitabı yok etmişti.İşte bu gibi tarih katliamlarının yapıldığı bir çağda yaşıyoruz. Durum böyleyken İsviçreli heykeltıraş ve ressam Alberto Giacometti’den (1901-1966) laf etmek ne civarı anlamlı? Okumaya devam et “Osmanlı yazmaları yakıldı”

Siber savaşa hazırlıklı mıyız

Siber savaşa hazırlıklı mıyız

Dolmuş sürücüsünün, “Abi sence siber saldırı olabilmektedir mi” diye sorması, ne uydurma söyleyeyim hoşuma gitti! Sebebini anlatmaya çalışayım:
Türkiye’nin hepsini etkileyen kocaman cereyan kesintisi tabiki hepimizin canını sıktı. Bu satırlar yazılırken, çöküşün nedeni artık netlik kazanmamıştı. (Esasında bellidir.Gerçeği yakında öğreniriz.)Ancak şoförün “siber saldırı” kavramını sıkması kayda ölçüt. Demek ki bu mühim kavram, sokaktaki vatandaşın alaka meydanına girmiş.Bizdeki kahramanlık ve şehitlik edebiyatı, siyah savaşı üst kısmına heyetidir. Gençlere, göğüslerini düşman kurşunlarına siper etmesi söylenir.Dedeleri Çanaksert duvar’de, Kurtuluş Savaşı’nda bu şekilde yapmıştır. Okumaya devam et “Siber savaşa hazırlıklı mıyız”

HDP’ye bel bağlayanlar

HDP’ye bel bağlayanlar

AK Parti ve Erdoğan karşıtı etrafların gönlünde yatan senaryo şöyle: HDP yüzde 10 barajını aşarak Meclis’e girer. CUMHURIYET HALK PARTISI ve MILLIYETÇI HAREKET PARTISI’nin reyleri bir miktar yükselir. AK Parti’ninki ise düşer.Sonuçta AK Parti yeniden tek başına iktidara gelse bile, bugünkü benzeri kendini huzurlu hissedecek bir çoğunluğa sahip olamaz.AK Parti, Anayasa’yı değiştirmek amaçlı gereken milletvekili sayısına ulaşamaz. Böylelikle Başkanlık Sistemi’ne geçilemez.Bu senaryo AK Parti, HDP ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın şimdiki söylemlerine dayanıyor. Okumaya devam et “HDP’ye bel bağlayanlar”

Ne şekil sistem bu

Ne şekil sistem bu

Türkiye’deki politik sistemin eleği yok. Hata yapanı, eksik kalanı, başaramayanı elemiyor. Elemeyi çoğunlukla sistemin çarkları değil tabiat yapıyor!Örneğin Kemal Kılıçdaroğlu’nun hali… 2010’da CUMHURIYET HALK PARTISI’nin başına geçti.Kimi mağlup etti de Başkan oldu?Kimseyi! Evvelki Başkan Deniz Baykal, “videosu” çıkınca istifa etti. Onun mahaline Kemal Beyefendi seçildi.
Kılıçdaroğlu önce 2010 Anayasa Referandumunu kaybetti. Ama hem yeniydi, aynı zamanda genel tercih değildi.Sonra AK Parti’nin yüzde 50 aldığı 2011 Genel Seçiminde, fakat yüzde 26 alabildi.Üç senelik hazırlıktan hemen ardından, Mart 2014 Mahalli Seçimine girdi. Bu defa de yüzde 25.6’da kaldı. Ağustos 2014’te Cumhurbaşkanlığı seçimi vardı. Okumaya devam et “Ne şekil sistem bu”