Ekrana çıkış yarışı

Ekrana çıkış yarışı

O takdirde sulh sürecine etkili şekilde katılabilmesi amaçlı Öcalan’ın Türkiye’deki gelişmeleri bugünü gününe takip etmesi gerekiyor.İşte bu yüzden Öcalan’a TV verilmesi bir sürü önemli…Haberlere yönelik Öcalan, öncelikle TRT’yi takip edilecek. Bununla Birlikte hangileri olacağı daha daha sonra belirlenecek birden çok milli kanalı da…Önümüzdeki günlerde enteresan bir gayrete tanık olabiliriz:
Başta Kürt kökenliler olmak üzere…Kimi politikacılar, aydın, basın mensubu ve akademisyenler…Öcalan’a seyir desturu verilmiş kanallara çıkmak amaçlı uğraşacak!Kimi merhaba gönderecek, bir takım gerçek karayolu göstermeye çalışacak, bir takım eleştirirken, bazıları da savaş sonrasında döneme mevduat yapacak.Savaş çağında kayda ölçüt Okumaya devam et “Ekrana çıkış yarışı”

Tedavi mahaline “tamir”

Tedavi mahaline “tamir”

Sanderson’un hazırladığı minimal sözlükte “bin” kelimesi dahi yok. Onun mahaline yazar, sözgelimi, “on yüz” demek durumunda!Bu teşebbüsü enteresan bulanlar “tumblr. com” isimli blog sitesinde “Ten Hundred Words of Science” (Bilimin On Surat Kelimesi) isimiyle sayfa açmış. Siteye girenler, mesleklerini ve farklı biyolojik metinleri, bin kelimeyle anlam etmeye çalışıyor.Örneğin bir tanesi Einstein’ın ‘Görelilik Kuramı’nın esasını anlatırken, bir başkası yakıt mahaline neler kullanabileceğimizden laf ediyor. Okumaya devam et “Tedavi mahaline “tamir””

Hukuku takmıyorlar ki

Hukuku takmıyorlar ki

Hukuksal açıdan mantıklı, yerinde, haklı kriterler olabilmektedir bunlar…Ama merkezi hükümetler çoğu süre onlara uymuyor ki!Pek az vakada sıkıntı, sözgelimi Çek Cumhuriyeti ile Slovakya’nın ayrılışı benzeri kazasız belasız hallediliyor.Sadece merkezi hükümetler değil… Terk Etmek istek eden yön da kriterleri umursamayabiliyor. Siz dilediğiniz civarı “Ama kriterlere uymuyorsun” deyin… Savaşıyor. Yeniyor ya da illallah dedirtiyor. Ve ayrılıyor.İkinci maddedeki “kendi ayrı kültürü olması” benim düşünceme göre tartışmalı bir vaziyet. Sözgelimi aşağı yukarı Türk kültürü ile aşağı yukarı Kürt kültürü arasındaki mesafe… Ege kültürü ile Doğu Karadeniz kültürünün arasındaki mesafeden bir sürü ek olarak az değil mi? Okumaya devam et “Hukuku takmıyorlar ki”

Şahane oportünizm

Şahane oportünizm

Bir CUMHURIYET HALK PARTISI kurulu, Türk Amerikan Birliği’nin organizasyonuyla ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin başkenti Washington’a gittikçe temaslarda bulunmuş. “Ne var bunda” diyeceksiniz.Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günkültürlü’ın başkanlığında bir kurulun Washington’a gitmesi… Orada senatörler, temsilciler meclisi mensupları ve bir de müsteşar yardımcısıyla müzakeresi, tabiki şaşırtıcı bir durum değil.
Ülkemiz’nin ana muhalefet partisiysen… Gelecekte devlet olmanın hayallerini kuruyorsan… Elbette ki ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI’ye gideceksin… Yalnızca oraya değil; İngiltere, Almanya, Rusya ve Çin’e de gideceksin… Nabız yoklayacaksın, düşünce teatisinde bulunacaksın, dünyayı tanıyacaksın.İlginç meydana gelen… Kurulun ziyaretinde Washington’daki organizasyonu Türk Amerikan Birliği (TANADOLU AJANSI) isimli sivil topluluk kuruluşun Okumaya devam et “Şahane oportünizm”

Her birşey tepetaklak

Her birşey tepetaklak

Bazı dostlar… “PKK çekilecek, ordu görmezden gelecek; bu şekilde haklar mu olur” diyorlar. Evet, gerçek, bu şekilde haklar olmaz. Hukuku belli bir zaman olarak askıya meydan politik bir vaziyetle karşın karşıyayız.Barış istiyorsan; huzur, güvenlik, esenlik istiyorsan bu şekilde yapacaksın… Zira “illa da haklar isterim” demek, “Savaş sürsün” demekle benzer birşey.Bugünlerde Alman politika kuramcısı Carl Schmitt’i anımsadan bir “istisna hali” ile karşın karşıyayız. Türkçede “olağanüstü hal” de diyebiliriz bunun için. Okumaya devam et “Her birşey tepetaklak”

Batı’yı taklit: Daha Da mi kötü

Batı’yı taklit: Daha Da mi kötü

Donizetti Paşa’yla alakalı yazımdan ardından, reaksiyon vereceğini düşündüğüm kişilerden biri… Osmanlı- Türk müziği sanatçısı, psikiyatr Dr. Adnan Çoban’dı… Nitekim de öyle oluyor. Dostum şu şekilde demiş:
“Donizetti Paşa, ‘Batıcılık’ akımının sembol isimlerinden biri. Onun çağında Türk müziği geriye tasarıya itildi, Batı müziği taklit edildi. Paşa kendince sıkı birşeyler inşa etmek talep etti tabiki şayet farkında olmadan, bir musiki dejenerasyonuna da penis oluyor. Müzisyenliğine diyecek bir şey yok şayet görevi üzgünüm bu şekilde gelişti. Okumaya devam et “Batı’yı taklit: Daha Da mi kötü”

Bilgisayar neyi saymaz ve Pantolon tartışması

Bilgisayar neyi saymaz ve Pantolon tartışması

Hasan Celal Harika aradı: “Dil sorunu bir sürü önemli; güzel ki yazıyorsunuz…” diye konuştu. Laf aralarında konu “bilgisayar” kelimesine geldi.Biliyorsunuz ben bu kelimeyi rahatça kullanırım şayet kavramsal açıdan sevmem. Zira bilgi, “sayılan” bir varlık değildir. Tabiat kanunlarını, teorileri, örüntüleri sayamazsınız. Sayılabilenler, ismi üzerinde, sayısal olanlardır; başka bir deyişle verilerdir, sasenerdir…Batılı buluş ettiği bu alete boşuna hesaplayıcı (computer) dememiş. Bir ara Türkiye’de “elektronik beyin” kullanılıyordu ki o ek olarak uyumlu bir Okumaya devam et “Bilgisayar neyi saymaz ve Pantolon tartışması”

Al sana fitne

Al sana fitne

UEFA Tertip Heyeti, geçtiğimiz gün F.Bahçe’ye 2+1 sene Avrupa Kupalarında oynamama cezası verdiyse… Burada suçlu meydana gelen, Aziz Yıldırım ve ekibinden daha çok kurultay üyeleridir.Kulübün geleceğini ve imajını düşünmeyen… Avrupa’daki değerlerden ve düzenden habersiz 5 bin 269 bilinçsiz aza… Bugünkü akıbete sokak açtı.Halbuki Aziz Yıldırım ve arkadaşlarının yaptığı hatanın, yüzyıllık spor abidesini kırıp dökmesi engellenebilirdi.Öncelikle inşa edilmesi gerekli olan, Mayıs 2012’deki kongrede Aziz Yıldırım’ı bir daha başkan seçmemekti. Böylelikle kurultay, “kulüp ile şaibe” arasına uzaklık koyacaktı. Okumaya devam et “Al sana fitne”

Ciguli’den Danışman’a

Ciguli’den Danışman’a

Bulgaristan orijinli akordeon virtüözü Ciguli’yi hatırlar mısınız?Bilhassa 1999 senesinde durum olmuş, “Binnaz” isimli parçası bir sürü şayet bir sürü sevilmişti.Kendi çizgisinde gayet sıkı işler inşa etti Ciguli. Eğitimli kesimin aşağıladığı dans müziğinde bir numaraydı: “Ciguli çalar, milletçe oynar!”Ben Ciguli’nin bir de “Yapma Bana Numara” isimli parçasını bir sürü severdim. Ne Türlü Batı’da rock-caz sanatçıları, dili de bir müzik ögesi olarak kullanıyor, kelimeleri uzatıp kısaltıyor ya da bambaşka biçimde telaffuz ediyorsa… Ciguli de aynısını ‘Yapma Bana Numara’da yapmıştı. Okumaya devam et “Ciguli’den Danışman’a”

Orhan Pamuk ve lise eğitimi

Orhan Pamuk ve lise eğitimi

Nobelli yazarımız Orhan Pamuk’un ortaokul ve liseyi okuduğu Robert College ile ilgili söyledikleri geçen haftanın en bir sürü konuşulan “siyaset-dışı” konularından biriydi. Neydi Pamuk’un söylediği? Şöyle:
“Ortaokul ve lisede okuduğum tüm edebiyat kitaplarını bulup, okuyup şu şekilde bir yazı yazmayı düşünüyorum: ‘Ben Orhan Pamuk. Okulda altı sene edebiyat okudum. Hemen dünyaca populer bir yazarım. Bu kitaplar bana ne öğretti? Edebiyatçı olmama ne türlü destekçi oldu? Neye yaradı?’ Hiçbir şeye! Bir tek Sait Faik diye bir yazarın meydana geldiğini lisede öğrendim, o civarı…”Tam burada durayım ve bizzat yaklaşımımı anlatayım: Alim bilir bir ara dergilerde ve gazetede yöneticilik yapmıştım. Bu görevin bir parçası da işe personel almaktı.Bütçe bir sürü dar Okumaya devam et “Orhan Pamuk ve lise eğitimi”