Sabaha karşın iştirak eden münasebetsiz telefon

Sabaha karşın iştirak eden münasebetsiz telefon

Bostancı’da, Çamlık mevkii dolaylarında “Balıkçı” adlı bir lokanta vardır. Benim Düşünceme Göre bizzat türünde İstanbul’un en iyileri arasına girer.Balıkçı’nın bir özelliği de “İçinden tren geçtiğimiz lokanta” diye anılmasıdır. Çünkü…Uzaklara gerçek bakarsınız pencereden: Kıyı karayolu, deniz, adalar… Tam dalıp gidecekken…Banliyö treni birden çok metre ötenizden geçmeye başlar. Vagonlardaki kişilerin yüzünü seçmeye çalışırsınız. Bazen olası olabilir bu, bazen olmaz.Eğer tren Pendik istikametinden geliyorsa iyice hızlanmıştır. Akşam zamanı bir ışık gösterisi, bir hayalet tren benzeri geçer. İnsanlara odaklanmak imkânsızdır. Okumaya devam et “Sabaha karşın iştirak eden münasebetsiz telefon”

Binnaz Toprak ‘ibadet bölgesini’ ne türlü değiştirdi

Binnaz Toprak ‘ibadet bölgesini’ ne türlü değiştirdi

Boğaziçi’nden ardından, Bahçeşehir Üniversitesi’nde çalışmaya başlayan politika bilimci Binnaz Toprak, köşe yazarlığına soyundu.Tabloid suratıyla kamuoyunun önüne ilk defa sektör bugünü çıkan Radikal’de yazmaya başladı.Okurlarımız onun ismini iki denetim buna bağlı olarak anında hatırlayacaktır:
Bunlardan ilki, Sabancı Üniversitesi’nden Ali Çarkoğlu ile beraber yaptıkları “Değişen Türkiye’de Inanç, Topluluk ve Siyaset” araştırmasıydı.Başını örten bayanlarda, 10 sene içerisinde, 10 puanlık düşüş meydana geldiğini tespit edilen bu denetim, 2006 sonbaharında bir polemik fırtınası koparmıştı.Çünkü otoriter bürokrasi, bir taraftan Nisan 2007’de ifade edilecek cumhurbaşkanlığı seçimi için bizzat adayını empoze etmeye hazırlanırken, öbür taraftan da darbe ağları örülüyordu. Okumaya devam et “Binnaz Toprak ‘ibadet bölgesini’ ne türlü değiştirdi”

Ölü bir ‘casus’ Hitler’i ne türlü tuzağa düşürdü

Ölü bir ‘casus’ Hitler’i ne türlü tuzağa düşürdü

Belge atışması halkın düş gücünü çalıştırıyor. Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın, İsviçre’den “hesabı yoktur” vesikası getirmesini talep etti ya… ATV’den Fuat Uğur da şu şekilde diyor:
“Ya Erdoğan da, Kılıçdaroğlu’na… ‘SKK evrensel müdürüyken PKK’ları işe aldığın söyleniyor. Sen de Kandil’den ve üstelik İmralı’dan bu şekilde yapmadığına konusunda belge getir bakalım’ derse, ne olacak?”Bu da bir yabancı arkadaştan:
“Bir erkek, bir kadına ‘fahişe’ söylese… Bayan haklı olarak, ‘yalancııı’ diye yaygarayı koparsa… Adamın ‘Madem öyle genelevden fahişe olmadığına konusunda belge getir’ demesini normal mi karşılayacağız?”Hukukta bir iddiayı Okumaya devam et “Ölü bir ‘casus’ Hitler’i ne türlü tuzağa düşürdü”

Savaş lobisi hazırlıklı bekliyor

Savaş lobisi hazırlıklı bekliyor

2011’in niçin siyaseten yüksek tansiyon seneyi olacağını 12 Haziran’da ifade edilecek meydana iştirak eden evrensel seçimler çerçevesinde anlatmaya çalıştık.Bu tansiyonun birinci faktörüydü.İkincisi ise tabiki ‘Açılım’ zamanı…Geçenlerde Diyarbakır’da hazırlanan Demokratik Otonomluk Çalıştayı’nda yaşananlar, ortada kuvvet yokken de, işlerin ne türlü sarpa saracağını gösterdi.Belki de PKK’lı üç-beş kafadarın, çağdışı kalmış bir üslupla kaleme aldığı bildirinin aksisedaları Ankara’ya kadar uzandı.Bunun üst kısmına epeydir sessiz meydana iştirak eden Genelkurmay da webten bizzat bildirisini yayınladı. Okumaya devam et “Savaş lobisi hazırlıklı bekliyor”

Süheyl Batum’un tek farkı ‘takiye’ yapmadan konuşması

Süheyl Batum’un tek farkı ‘takiye’ yapmadan konuşması

Geçen senelerde, haklar uzmanlığını otoriter politikaya kurban eden Batumgilleri ben de bir sürü eleştirdim.Tuğla civarı kitapları okuyarak edindikleri haklar bilgisini, doğruluk ve adalet amaçlı değil, demokrasi karşıtı ideolojilerine sebep sağlamak amaçlı kullanıyorlar. Evet, o konuda Başbakan ile hemfikirim ama “suç duyurusu” yapmasına katılmıyorum: Sonuçta Batum fikrini söylüyor. (Ergenekoncular benzeri saklı tezgâhlar kurmuyor.)Batum, 80 senelik vesayet rejiminin devamını istiyorken tek değil ki! Benzer kelimelerle olmasa da, ekranlarda boy gösteren bir takım çalışma süresini tamamlamış yani emekli generaller de benzer fikri ifade ediyor.Bitmedi! Çıkın sokağa, olağan CUMHURIYET HALK PARTISI seçmenine sıkıntı. En demokratı dahi şu şekilde diyecektir: Okumaya devam et “Süheyl Batum’un tek farkı ‘takiye’ yapmadan konuşması”

İnceleme Tutanağı’nı okurken aklıma geldi

İnceleme Tutanağı’nı okurken aklıma geldi

Keşke alakalı Savcılık “Kitap serbesttir” diye yepyeni bir hüküm alsa da bilinen kitap ne türlü bir şeymiş, anlasak…Biliyorsunuz, bir takım entelektüellerimiz, kitabın, Ergenekon savcılarının müracaatı ve mahkemenin kararıyla, “örgüt dokümanı” sayılmasını, öyle ki demokratik namus sorunu haline getirdi.Sürekli olarak “Ahmet’in kitabı” diye bir söz geçiyor. O takdirde savcılık hüküm değiştirse de, yakında esasen web üzerinden yayınlanacak meydana gelen kitabın, kâğıda dökülmüş şeklini de okuyabilsek.Ancak Ahmet Dekoratif rehin olarak yargılandığına göre, şu sıralar kitapla ilgilenmesi zor.O takdirde vazife, arkadaşlarına düşüyor. Okumaya devam et “İnceleme Tutanağı’nı okurken aklıma geldi”

Kasetler ve AIDS: Özel dünya ne civarı özel

Kasetler ve AIDS: Özel dünya ne civarı özel

MHP’yi sallayan skandal kasetleri “etik” (ahlak felsefesi) açıdan tartışmak sanıldığı civarı zor.Olayın hiçbir istikameti ile ilgili basitçe, “doğrudur” ya da “yanlıştır” denilemez.
Bazı bireyler, “Nahoş olsa da, olay MHP’li yöneticileri ve eşlerini ilgilendirir. Başka Bir Deyişle konu onların özel dünya alanındadır…” diye konuştu.Bu fikri öne sürenler… “Eşleriyle değil, yabancı kadınlarla ilişki kurmuşlar… Demek ki olay özel alanı aşmış, kamusal sahaya girmiş” diyen Başbakan Erdoğan’ı da suçladılar. Başbakan’ınki tipik muhafazakâr fikir. Bu apaçık. Fakat o fikir rahatlıkla yabana atılamaz.Şimdi sizlere bunun örneğini vereceğim: Okumaya devam et “Kasetler ve AIDS: Özel dünya ne civarı özel”

AK PARTI’de 7, CUMHURIYET HALK PARTISI’de ise 37 aday ‘çalışma süresini tamamlamış yani emekli’… Bunun manası nedir

AK PARTI’de 7, CUMHURIYET HALK PARTISI’de ise 37 aday ‘çalışma süresini tamamlamış yani emekli’… Bunun manası nedir

Acaba parti listelerine “adayların beyan ettikleri meslekler” tarafından bakarsak ne görürüz? Geçen Gün oturup PC sayesinde, kabaca saydım:AK PARTI’nin Dik Tercih Kurulu’na sunduğu aday listesinde avukatların ezici bir üstünlüğe sahip meydana geldiğini görüyoruz.Aday gösterilen 550 kişiden 100’ü avukat.CUMHURIYET HALK PARTISI’de ise bu sayı oranla düşük: 70 avukat… Yeniden de avukatlar, AK PARTI’de meydana geldiği benzeri, CUMHURIYET HALK PARTISI’de de en bir sürü temsil edilen grup.AK PARTI’de avukatları, mühendisler takip ediyor: 65 birey… CUMHURIYET HALK PARTISI’de de 2. sıra mühendislerin: 61 birey…Doktorlar politikanın mühim simalarıdır. AK PARTI’de meslek hanesine “doktor” ya da “hekim” yazmış 40 birey saydım. Okumaya devam et “AK PARTI’de 7, CUMHURIYET HALK PARTISI’de ise 37 aday ‘çalışma süresini tamamlamış yani emekli’… Bunun manası nedir”

Belediyeciler! Plajlar eksik ufkunuzu genişletin

Belediyeciler! Plajlar eksik ufkunuzu genişletin

Kanlıca’dan Üsküdar’a gerçek gidiyordum. Anadoluhisarı’ndan geçerken Küçüksu Kasrı’na gerçek saptım. Kasrın harici kapısında bir memur gördüm: “Eskiden buralarda bir plaj vardı. Hemen vaziyet ne” diye sordum. “Artık yok” diye konuştu memur, “denize girmek istiyorsanız Anadolu Kavağı’na ya da Poyrazköy’e gideceksiniz…”İstanbul Megakent Belediyesi bu “denize girme” mevzusunu halledemedi.Belediye’nin sitesine baktım: İstanbul’da 33 adet plaj var. Ne var ki bunların çoğu Şile, Riva, Silivri benzeri merkeze uzak yerlerde…Bence asıl sorun “plaj” kavramında: İstanbul Belediyesi plajı, her şeyden öncesinde “kumluk ve sığ bir bölge” olarak idrak ediyor. Sözgelişi Caddebostan sahilinde bu gibi iki meydan vardı. Buraları plaj yaptılar. Üstelik kum eksiği meydana geldiği amaçlı de dışarıdan kum getirip döktüler. İyi oldu. Okumaya devam et “Belediyeciler! Plajlar eksik ufkunuzu genişletin”

İnsan ruhunun giriş kapıları

İnsan ruhunun giriş kapıları

Denize giren vatandaşları izlerken aklıma neşeli bir konu geldi: Acaba bir deniz-psikolojisi yapılabilir mi?İnsanların denizle ilişkisi başlı başına analiz sahası olabilmektedir belki de… Bireyler incelenebilir, makaleler, kitaplar yazılabilir.(Birçoki, bir işe fayda mı? Psikolog ya da psikiyatr olmadığım amaçlı bilemiyorum.)Bunu bana düşündüren, bir adamın (kocaman ihtimalle Alman’dı) suyla güreşircesine yüzmesi oldu.Sanki deniz suyu, reçel ya da deterjan benzeri yüklü bir sıvıymış, o da bu sıvı/akışkan içerisinde ilerlemek amaçlı kocaman gayret sarf ediyormuş benzeri yüzüyordu. Yalnızca yüzme şekli değil, denize girme vakti, suya hazırlanış ve giriş anı da farklı kategorilere ayrılabilir: Okumaya devam et “İnsan ruhunun giriş kapıları”