Yahudi Cemaati’nin iftar daveti: Laikler gitmemeli miydi

Yahudi Cemaati’nin iftar daveti: Laikler gitmemeli miydi

Ülkemiz’nin laik bir ülke meydana geldiğini zanneden bir köşe yazarı, geçenlerde AK PARTI Ankara İl Başkanlığının düzenliği iftar yemeğine takılmıştı.Başbakanın, bakanımız ve milletvekilleri katıldığı iftarda, Ülkemiz’yi resmen ziyaret ediyor meydana gelen NATO Evrensel Sekreteri Rasmussen de bulunmuştu.Yazar, “Rasmussen’i dahi kendimize benzettik, bizim yüzümüzden Avrupa’da laiklik elden gidiyor” diye yakınıyordu adeta.Yazarın şanssızlığına bakın ki tam da makalesinin çıktığı zaman, bizzat gazetesi de dahil olmak üzere bütün basında, GK Başkanı Org. İlker Başbuğ’un, Afyonkarahisar’da şehit ailelerine verdiği iftarın haberi yer alıyordu! Okumaya devam et “Yahudi Cemaati’nin iftar daveti: Laikler gitmemeli miydi”

Acı ve tatlı memleket manzaraları

Acı ve tatlı memleket manzaraları

TANRICA… Çalışma Süresini Tamamlamış Başka Bir Deyişle Emekli general Osman Pamukoğlu, “Atatürk, Yaradan değildir” diyen Kürt aydını Altan Tan’ı, dilini yakmakla tehdit etti. Tan şaşırmış, “Nasıl başka bir deyişle, yoksa Yaradan mı” diye içinden geçirmiştir. Bazısı amacıyla anında hemen öyledir. Sözgelişi Fuat Süreyya Oral’ın, Atatürk amacıyla yazdığı beyitleri derlediği ‘Tanrıca’ isimli bir kitabı vardır. Bir beyit şöyle: ‘Ben üç birey tanırım: Biri Yaradan’dır, haşa; / Muhammed Mustafa ve Mustafa Kemal Paşa.’ KAYSERİLİCE… Gürsel Korat’ın ‘Sokakların Ölümü’ isimli kitabında, ‘Kayserice’ iki paragraf yer ediniyor. Bir tanesi şöyle:
“O şikirsiz, fırfırı mezepli çarşaası gelinci, şunun duluuna bidene geçiriyim didim a, yiri deeldi. Sumsuğuma yağzık. Didim ki anadolu ajansi bak biz acın yatıp gücün galkıyoh, sen hemen dam yuvaa benzeri bi sıpanın sözüynen Okumaya devam et “Acı ve tatlı memleket manzaraları”

Bir Takım suçlar tabiki müesseseye eşya edilir

Bir Takım suçlar tabiki müesseseye eşya edilir

Org. İlker Başbuğ, geçtiğimiz gün bıkkınlık verecek civarı sık sık işittiğimiz klişe sözlerden bir tanesini tekrarlardı: “Kişisel yanlışlar müesseseye hal edilemez.””Edilir-edilmez” tartışmasından öncesinde şuna bakmak gerekir:Kurumda o suçu engelleyecek ve cezalandıracak mekanizmalar var mı, yok mu?Eğer varsa; işletiliyor mu, işletilmiyor mu?Her müessesede çürük elmalar vardır. Onları sıfırlamak olası değildir.Önemli meydana gelen hata karşıtı mekanizmaları kurmak ve işletmektir.Peki, askeriye ne durumda?Dünden bugüne müessesesi gözden Okumaya devam et “Bir Takım suçlar tabiki müesseseye eşya edilir”

Bedelli askerlik mahaline ‘profesyonel silahlı kuvvetler’ talep edilmeli

Bedelli askerlik mahaline ‘profesyonel silahlı kuvvetler’ talep edilmeli

Eğer bedelli askerlik kararı çıkarsa, hakikaten mühim bir olayla karşın karşıya kalacağız:
Türkiye’de ilk defa “sadece web aracılığıyla” sürdürülen bir kampanya ile “siyasi sonuç” alınacak.Bildiğiniz benzeri “bedelli” talep edenlerin bir öncüsü, bir sözcüsü, bir derneği, formel bir yayını yok.Tek yaptıkları, bedelli askerlik yasasına ilişkili olarak taleplerini, 4 bir tarafa elektronik postayla iletmek.İnternete girip de, bedellicilerden kısa mesaj almamış kimse yoktur herhalde.Bu grup, önceleri yalnızca taleplerini dile getiriysilahlı kuvvetler. Son vakitlerde bunu niçin talep ettiklerini de yazıyorlar. İşte iki örnek: Okumaya devam et “Bedelli askerlik mahaline ‘profesyonel silahlı kuvvetler’ talep edilmeli”

Belki de favori hüküm vermemek

Belki de favori hüküm vermemek

Bir keresinde, “Büyük politik sıkıntıları, politika müessesesi yarattığı amaçlı, o sıkıntıları yeniden politika müessesesi çözer; haklar arkadan gelir” demiştim.Anlamayan ahmaklar tantana yapmışlardı. Önemsemedim.Buzaman, Anayasa Mahkemesi, DTP’nin kapatılıp kapatılmayacağını görüşecek.Bu vesileyle sözümüzü belli bir süre açalım: Ülkemiz Cumhuriyeti 1923’te bir ‘ulus hükümet’ olarak kuruldu.Geçen seneler içerisinde, bu millet devletin tüm Anayasaları ve kanunları, ‘Türklük’ fikriyle yapıldı. Okumaya devam et “Belki de favori hüküm vermemek”

Aşk ve Ceza’yı takip etmeyen, harika bir Büyükelçi olamaz

Aşk ve Ceza’yı takip etmeyen, harika bir Büyükelçi olamaz

Otelin 24-25 yaşlarında, az boylu, hafif göbekli, saçları azalmış, ablak suratları bir garsonu vardı.İstanbul’dan geldiğimizi yardım talep etti, “Sen Tuba’yı tanır mısın” diye sormuştu. Tuba da kim?”Asi isimli dizideki kız” diye konuştu. Haa, evet, Tuba Büyüküstün…”Çok harika kız” diye konuştu restaurant çalışanı, “Ben ona âşığım.” Eee?Gayet kritik, içten ve hükümlü bir yüz ifadesiyle aynı ritimde devam etti:
“Para biriktirip estetik operasyon olacağım.Sonra da Tuba ile evleneceğim.”Fanteziye bakar mısınız?Bu hikayecik Türkiye’nin geldiği hale işaret ediyor.Geçen zaman İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti faaliyetleri alanında, Roma Büyükelçiliğimizin resepsiyonuna katıldım.19’uncu asırda inşa edilmiş, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kalıt kalmış, iç Okumaya devam et “Aşk ve Ceza’yı takip etmeyen, harika bir Büyükelçi olamaz”

Paylaşımcı Kemalistler

Paylaşımcı Kemalistler

Kürt/PKK meselenine bakış açıları çeşitli. Bir Takım “PKK tabanca bırakmadan, Kürtlerin beklentisi karşılanamaz” diyor. Bir Takım, “PKK saldırsa da, Açılıma aynı ritimde devam etmek gerek” görüşünde.”Milliyetçi bakış” mevzubahis olduğunda ise akla fazladan MILLIYETÇI HAREKET PARTISI Başkanı Hükümet Bahçeli’nin “asalım-keselim” söylemi gelmekte.Peki, milliyetçi/ulusalcı yaklaşım bundan mı ibaret? Değil! Şayet öncesinde mukayese yapabilmek amaçlı geçmişe uzanalım:
Cumhuriyet kurulurken, “Müslümanlara dayanan şayet dini dışlayan bir ulusalcılık” geliştirilmişti.Yani Okumaya devam et “Paylaşımcı Kemalistler”

Hangisi kazansın? Beyaz kuvvetler mi, siyah kuvvetler mi

Hangisi kazansın? Beyaz kuvvetler mi, siyah kuvvetler mi

Sadece askerci gazeteleri okuyanlar, medyası rehavet içerisinde sanabilir. Şayet Taraf’ı, Bugün’ü ve demokrasi yanlısı öbür gazeteleri de okusalardı, gündemin cayır cayır meydana geldiğini apaçık görürlerdi.Gelin olayların ardında kimler olduğuna bakalım:PKK’nın daha çok zayiat vermemesi için (bireysız gökyüzü aracı) ‘Heron’u, militanlardan uzaklaştırmaya çalışanlar…PKK’ları savunma gayreti Milli İstihbarat Örgütü aracılığıyla ortaya çıkarılınca, başlatılan soruşturmayı yıllarca sürüncemede bırakanlar…Emniyet aracılığıyla apaçık bir dille uyarılmalarına nazaran, önlem almayarak PKK’dan baskın yiyenler… Okumaya devam et “Hangisi kazansın? Beyaz kuvvetler mi, siyah kuvvetler mi”

Başına buyruk olmanın kod adı: Hüküm bağımsızlığı

Başına buyruk olmanın kod adı: Hüküm bağımsızlığı

Aslında rahatlıkla anlaşılır bir vaziyettir bu. Şu suale verilecek cevapla olay açıklığa kavuşur:Davanıza bakanımız yargıcın, öncelikle tarafsız mı olmasını istersiniz, yoksa müstakil mı?
Herkes adaletli bir yargılama olmasını arzu eder. Adaletli yargılamayı da fakat tarafsız bir yargıç gerçekleştirir.Ama nedense bu temel hakikat bizzat dik hüküm erbabınca sumen altı ediliyor…Konuşmalarını diliyorum. Bir Çok Kez olarak “bağımsız olalım” diyorlar. Peki, niçin tarafsızlıktan laf etmiyorlar?Bu kişilere niçin ücret veriyoruz? Global haklar ilkelerini uygulayarak, adaletli kararlar vermeleri amaçlı… Okumaya devam et “Başına buyruk olmanın kod adı: Hüküm bağımsızlığı”

Meftunları kullanmak bir sürü kolaydır

Meftunları kullanmak bir sürü kolaydır

GK Başkanı’nın “Bildiklerimizi halkla paylaşırız” sözleri, Org. İlker Başbuğ ve arkadaşlarının mukassi günler geçirdiğini gösteriyordu.Onların hali da kolay değil: Her dediklerinin yapılmasına alışmış, olmadı mı höt zöt eden, darbeler yapmış, başbakan asmış bir müessese bu.Artık sivillerin öne geçmesine ve bir takım isteklerinin mahaline getirilmemesine alışmaları zor oluyor.Üstelik bu ek olarak bir birşey değil: Hele bütçeleri Sayıştay’ın tam denetimine elbet olsun, siz asıl o zaman görün gümbürtüyü. Bir de Danıştay’ın katsayıyı iptal etmesi Okumaya devam et “Meftunları kullanmak bir sürü kolaydır”