PARLAK BİR SIKINTI

PARLAK BİR SIKINTI

‘Hayat’ya dönelim yeniden. Dünya mecmuası de ismi itibarıyla bir sürü meydanına giren bu mevzuda suskun kalmak ne demek, fena dalıyor:”Kaşıntı’ya bakınız! Özenti’ye bakınız! Kuruntu, sorun, mıymıntı, enkaz, boğuntu, kırpıntı, şırfıntı, kalıntı kelimelerine bakınız! Bunların hiçbiri mânâca sıkı ve tam bir birşey anlam etmez; tümü minik, bozuk ya da noksan bir durumu anlatır. Bu Şekilde olunca ‘hayat’ diyenler de fakat fena bir yaşamayı kastederek bunu kullanırlarsa, kelimeyi yerinde kullanmış olurlar. Bu soy kelimeler fena bir durumu anlattıkları amaçlı başlarına methedici bir sıfat getirilememektedir. Sözgelimi ‘mesut bir dünya’ mahaline, öztürkçe konuşacağım diye ‘mutlu bir hayat’ denemez; ‘harika bir kaşıntı’ denemeyeceği gibi! Parlak bir sorun, mahirane bir özenti, tam bir Okumaya devam et “PARLAK BİR SIKINTI”

Çok nefis bir pop-up

Çok nefis bir pop-up

Yaza girerken, her biri o üç, 5, sekiz, on pek kilosundan arınmak amaçlı çeşitli yöntem peşinde berbat olurken, sizlere küçük bir kötülük yapacağım izninizle. Şayet bir sürü nefis bir kötülük!Geçen sene İstanbul dışarısında karşılaştığım en unutulmaz lezzetlerdendi. Kişisel en güzel Anadolu tatları sıralamamı altüst edip baştan yazdırmıştı. Kayseri’ye gitmiş ve kendisinden büyülenmiştim.O her kaşığa bilmem kaç adet sığan Kayseri mantısı oldum mümkün beni pek ilgilendirmez. Şayet bu tepsi mantısı… Aman Allahım, aklıma mukayyet ol! Okumaya devam et “Çok nefis bir pop-up”

BAĞLAMAK YASAK MI

BAĞLAMAK YASAK MI

Mesele yalnızca isimlerin eskiyen olması ya da dön dolaş benzer çerçevenin içerisine hapsolmamız değil. Mukayese, çözümleme, kutu, liste, azıcık bellek deşme, şunlar tarihten birer yaprak mı?Süreyya Yalçın’ın Bodrum’da arabasının bagajını doldurup yol köpeklerini beslediğini öğrendik hafta içerisinde. Peki o haberde vaktiyle bir sürü bahsi geçtiğimiz süslü köpeklerini anımsadan üç 5 satırlık atıf olsa, fena mı? Kendisiyle bir misal giydirdiği, güneş gözlüğü taktığı, boyadığı, İddialara yönelik botoks yaptırdığı, rahatları için özel uçak kiraladığı, kaçınılmaz son geldiğinde abide kabir yaptırdığı değerli bebekleri hiç unutulabilir mi? Hem Bir köpek oteli, pansiyonu kuracaktı hani? Okumaya devam et “BAĞLAMAK YASAK MI”

İSTEME FASLINDA ADı UNUTMA

İSTEME FASLINDA ADı UNUTMA

Bu süreçten hasarsız çıkmak amaçlı derin nefesler alıp belli bir süre tavır mühendisliği inşa etmek gerekli. Kimseyi dışarda, hevesleri kursakta bırakmamak mühim. Dövüş ortaya çıkarmak, küslük yaratmak, karşın tarafı ailesiyle sınamak, aman ha, sakın. Ateşe körükle gitmek, had bildirmek, celallenmek en hata işler. Ama bunun kimin evliliği meydana geldiğini tatlılıkla kafalara sokmak da kural. Çoğalış evrensel olarak “Eh madem gençler anlaşmış, bize de onların kararına hürmet işitmek düşer” vakti. Ama bu konuşmayı da adabıyla yapacak, kızımızı istiyorken ismini unutmayacak bir aile büyüğü dev gereksinim (Gördük ki söylüyoruz!)…
İlişki yıllardır Selin’lerde, Melis’lerde, Alara, Naz, Kübra ve Bestesu’larda yatıya kalarak gül benzeri Okumaya devam et “İSTEME FASLINDA ADı UNUTMA”

Refik Halid Karay’dan genç gözüyle sahur

Refik Halid Karay’dan genç gözüyle sahur

Çocukluğumda tutturur, beni de sahura kaldırmalarını, sahur yemeğinde bulunmamı isterdim. İftar sofralarında neler yenildiğini anlatmıştım, hemen sahur yemeklerine geliyorum. Bu yemekler hafifinden seçilirdi. Evvela ‘sövüş’; ince ince kesilmiş, ortaları pembemsi, çevreyi bembeyaz çerçeveli, yüze gülen buz benzeri ilgisiz etlere bir nebze iltifat edildikten ardından pirinçli ıspanak, ebegömeçli Amasya bamyası nevinden narin, yumuşatıcı, sulu bir sebze mağlup olması mutaddı. Arkasından et ya da tavuk suyuna beyaz pilav yahut beyaz peynirli makarna gelirdi. Sonuncu yiyecek üzüm ya da uryani eriği hoşafıydı. Kaba sayılan siyah erik hoşafiyle kayısı pestili ezmesi ‘Koğuş’ başka bir deyişle uşak, arabacı, seyis, bahçıvan benzeri adam hizmetkârlar sofrasına çıkardı.” Okumaya devam et “Refik Halid Karay’dan genç gözüyle sahur”

Kaç işlek dinamit var

Kaç işlek dinamit var

stanbul’da bir işlek dinamit yakalandı. 35 yaşındaki bayan militan, eylemi gerçekleştirmeden öncesinde, Güven aracılığıyla Şişli’de elde edildi.Bu haberi duyan pekçok birey,”Ya patlatsaydı”diye düşünerek huzurlu soluk almıştır.Konunun uzmanı olmayan biz olağan vatandaşlar, ” neticelere bakarak ” hüküm veririz:
Yani bir işlek dinamit kendini patlatarak birden fazla ölüme ve yaralanmaya sokak açarsa, bu ” berbat “bir vaziyettir. Diğer taraftan işlek bombanın eylemden öncesinde yakalandığını öğrenirsek bu durum”iyidir “. albuki ” Okumaya devam et “Kaç işlek dinamit var”

Eskiden yaptık yeniden yaparız

Eskiden yaptık yeniden yaparız

Milli Koruma Bakanı Vecdi Gönül, geçenlerde yaptığı bir konuşmada ulusal devletin, Anadolu’daki gayrimüslimlerin zorlukla göç ettirilmesi (tehcir) ve nüfus mübadelesi (değiş tokuşu) ile kurulabildiğini söylemişti.Bu iddianın ardında söyle bir varsayım yer alıyordu: “Milli hükümet fakat türdeş (‘homojen’) bir nüfus yapısıyla kurulabilir. Şayet nüfusu ortaya getiren kişiler, sözgelimi dini açıdan birbirine benzemezse, sıkıntı çıkar.”Milli hükümet fakat bu şekilde mi kurulur? Hem Bir tarihe baktığımızda, hem bir de öbür ulusal devletlerle kıyasladığımızda, bu varsayımın gerçek olmadığını görüyoruz. Sürüyle tersine misal var. Okumaya devam et “Eskiden yaptık yeniden yaparız”

Hiç mi Kürtçe alim redaktörleri yok

Hiç mi Kürtçe alim redaktörleri yok

Mesele esasında münferit bir vaziyet değil. Orta basın olarak bilinen yayım uzuvları, Türkiye’nin basit kimlik meseleleri dair, daima üç maymunu oynamış, Genelkurmay’ın çizdiği hudutları aşmamaya itina göstermiştir.Bir hudut ihlali olursa, “Aman, pardon, yanlış yaptık” diye apar topar geriye çekilmiştir.Şu Kürt sorunu, TERÖR ile beraber çeyrek asırdır kuvvetli şekilde devam etmektedir ama işte Kürtçe alim redaktör yok!Tabii bunun bir sebebi orta basının duyarsızlığı, umursamazlığı ya da devletin dümen suyundan gitmesi değil.Sen şayet “Ben bu işi tabancayla çözeceğim” dersen, “konuşmaya” sebep kalmaz ki! Okumaya devam et “Hiç mi Kürtçe alim redaktörleri yok”

Yazıktır, üzmeyin şu ihtiyar CUMHURIYET HALK PARTISI’lileri

Yazıktır, üzmeyin şu ihtiyar CUMHURIYET HALK PARTISI’lileri

Dinin d’sini işittikleri anda kulakları dikiliveren CUMHURIYET HALK PARTISI’liler şaşkın durumda. Deniz Baykal enbaşta olmak üzere, partili yetkililerin inanç açılımı diye yaptıklarına bir mana vermeye çalışıyorlar.İçlerinde en vahim durumda olanları, ihtiyar ve sofu Kemalistler: Demode klişelerini tekrarlamaktan yabancı, ellerinde bir birşey gelmiyor: “Laik cumhuriyet elden gidiyor”, “Karşı devrime teslim oluyoruz” vb.Bu yaşadıkları üçüncü travma:
İlk travma 1950 seçimlerinden önceydi. İkinci Hayat Savaşı biterken Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü, Türkiye’nin Batı bloğunda koltuk alacağını, bunun amaçlı de bir sürü partili hayata geçilmesi gerektiğini anlamıştı.Çok parti demek, bazı siyasetçilerin, enbaşta inanç olmak üzere milletin değerlerini politikaya yansıtması manasına da Okumaya devam et “Yazıktır, üzmeyin şu ihtiyar CUMHURIYET HALK PARTISI’lileri”

Desteklediğiniz Mustafa Balbay’ın kim meydana geldiğini gördünüz mü

Desteklediğiniz Mustafa Balbay’ın kim meydana geldiğini gördünüz mü

Cumhuriyet’i ziyaret ederek gazetenin Ergenekon Davası’ndan gözaltına alınan Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’a dayanak verdiklerini söyleyen basın mensupları ikiye ayrılıyordu.Çoğunluğu oluşturanlar’Ergenekon dostu’ idi. Bunların iki partner özelliği vardı:(a)Ergenekon ağını, “hükümeti eleştirmekten öteye bir özelliği olmayan suçsuz muhalifler” benzeri göstermek…(b)Ergenekon davasını azımsamak, sulandırmak, saptırmak…
Mustafa Balbay’a dayanak verenlerin öbür kısmı ise demokrat(sol demokrat, liberal demokrat, toplumsal demokrat, vs.) meydana geldiğini sandığımız gazetecilerden oluşuyordu. (Var işte, görüntü diye bir birşey var şu yaşamda.) İki grubun partner noktası ise Balbay’a verdikleri dayanağın gerekçesiydi: İfade Özgürlüğü ve Basın Özgürlüğü Okumaya devam et “Desteklediğiniz Mustafa Balbay’ın kim meydana geldiğini gördünüz mü”