MANASTIR, PARK, BAHÇE

MANASTIR, PARK, BAHÇE

Belki konserin niteliği, muhtevası, performansı civarı, onu nerde dinlediğiniz, seyrettiğiniz de mühim. Mekân, konseri rezil de etmekte, vezir de.Ev sahipliği yaptığı konserin değerine ölçüt katan mekânlar var. Bir Takım akustiğiyle, bir takım atmosferiyle, tarihi dokusuyla, düzenlemesiyle…Aya İrini onlardan mesela; ekstra bir büyü, efsun, haz, huşu katar olaylara.Fener-Balat’taki Bulgar Kilisesi Sveti Stefan (Demir kilise de tecrübe ediyor) ilk kez 10 yıl evvelki bir konser vesilesiyle gidip vurulduğum bir mimari. Her daim gitmekten zevk alınacak, göz kamaştıran bir yer. Okumaya devam et “MANASTIR, PARK, BAHÇE”

FAR KINDALIK YAYINI DOLU

FAR KINDALIK YAYINI DOLU

Amsterdam’da ise koltuk gök iyilik, farkındalık, mutlu olmak yayınlarıydı.Kitaplar farklı, bu ‘Huzur içimizde, onu bulalım, soluk alalım, sevelim, sevilelim, yaşasın dinginlik, kalbinin götürdüğü yere git, ne türlü mutlu olunur, öfkeyi def etme yöntemleri, korkularımızdan arınalım, aman da farkındalık…’dergileri, sayıca bayan ve trend dergilerine yetişmiş neredeyse.Albenileri de üst düzeyde; kritik ciddi ‘Beni al, beni al!’ diye göz kırpıyorlar raftan: Koparıp asmalık vecizeler, kuponlar, mini zarf ve mektup kâğıtları, çiçekli-böcekli-kuşlu sayfa tasarımları ve ‘boşlukları doldur’ sahaları, mini kitapçık-deftercikler var içlerinde. Okumaya devam et “FAR KINDALIK YAYINI DOLU”

NE VAKIFLAR VARMIŞ

NE VAKIFLAR VARMIŞ

Koleksiyoner çift Marianne&Viktor Langen aracılığıyla kurulan ve dünyanın çeşitli bölgelerinden yapıtları buluşturan bir zanaat müessesesi Langen Foundation.Vakıf binasının bizzat de bizatihi zanaat yapıtı.Dünyaca populer Japon mimar Tadao Ando’nun tasarımı zira ve sadeliğiyle, doğayla kurduğu ilişkiyle, hipnotize etmekte. Soluk kesiyor hatta.Buranın direktörü meydana iştirak eden kızları Sabine Langen Crasemann, anne-babasının ZERO işleri topladıkları amaçlı dostları aracılığıyla ne türlü da eleştirildiklerini (“Ayyy ne türlü koyarsın bunu evine, inanmıyoruuum, bir sürü çirkiiin!”) anlatıyor. Bir de inşaatın bitmesinden kısa zaman öncesinde can veren annesinin, bu vakıf binası amaçlı “Sahip olduğum en kocaman zanaat eseri” dediğini… Okumaya devam et “NE VAKIFLAR VARMIŞ”

MİZAHI SEVEN MANTICI

MİZAHI SEVEN MANTICI

Yöntemde olanınız, Ege’den İstanara’a arabayla döneniniz varsa, belki rutine girmeden son bir kaçamak inşa etmek arzu eder. Mantı kaçamağı… Susurluk akla iki şeyle gelir: O bilinen talihsiz kaza ve sayısız mola. Ülkemiz politika tarihinin de, yurttaş gezi tarihinin de mühim dönemeçlerindendir. İşte orada bir mantıcı var (Yoksa ‘mantı sarayı’ mı demeli): Kayseriya. Servisi tatlı gençlerin yaptığı, mantıyı laboratuvardaymış benzeri temiz pak formalı bayanların büktüğü bir koltuk. Çiğ böreği de, Tepsi Mantısı da gayet sıkı. Rejime girmeden evvelki son ‘günah’ın hakkını veriyor! Kayseriya mizah zihniyeti da meydana gelen bir mantıcı. Masalardaki servislerde şu şekilde Okumaya devam et “MİZAHI SEVEN MANTICI”

İki kaşık zekâ, üç yudum hafıza

İki kaşık zekâ, üç yudum hafıza

Kimsenin ismini aklında tutamayıp herkese “Şeycim” diyenlerden olmadığınızı umarak başlayalım. Ama mutfağa ne amaçla gittiğinizi hatırlayamayıp geriye gitmiş olduğunuz oluyordur herhalde… Dosyayı nereye koyduğunuzu bilemeyip fır döndüğünüz…Yemeğe birilerini çağırıp en özendiğiniz tabağı buzdolabında unuttuğunuz…Tüm telefonların, doğum günlerinin, senelik takvimlerin cebimizde, partner hafızamızın Google’da kayıtlı olmasından mı, iklimden mi, gündemden mi, her ne ise neden, netice belli: Çoğalış kimsede Demirel hafızası yok! ikisi de mutfak irtibatlı zihin parlaklığı sözü veriyor. Ne yiyip içersek kafamız ek olarak duru, hafızamız ek olarak keskin olabilir, onları sayıyor. Okumaya devam et “İki kaşık zekâ, üç yudum hafıza”

SÜPER FİKİR

SÜPER FİKİR

İşte o sebeple, bu şekilde sevilen, bir sürü az haberi alındığı amaçlı heyecan edilen, özlenen, adaletin her süre o civarı da adaletli olmadığını düşündüren ve yürek sızlatan Deniz Seki’nin diziye dahli, her senaristi, yönetmeni, yapımcıyı gıdıklar. Parlak proje diye bunun için denir. İzinlerin ne türlü alındığına konusunda dövüş gürültü çıktı ama ben izleyici olarak akıbete bakarım! Harika düşünce, harika netice, o civarı… Tek sıkıntı, vuslatın son final dakikasına kalışı. Ama neyse ki tesellisi bir sonraki salı… “Cehennem yalnızca acı çektiğimiz koltuk değildir. Cehennem esasında acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir” diyecek Deniz Seki ve ek olarak uzunca hasret Okumaya devam et “SÜPER FİKİR”

DÜNYA RÜYA DÖRTLÜSÜ

DÜNYA RÜYA DÖRTLÜSÜ

Google’sız ne türlü yaşıyormuşuz, tanımlamak olası değil. Dört-beş ay öncesi diye yemin edebilirdim, oysaki 18 Ekim 2014’müş! Yeniden Erken Cumartesi’ye yazmıştım: “Podyuma yıldız aranıyor!”İstanbul Trend Haftası’nda polemik çıkmıştı. Didem Soydan başka manken tercihini ihtarname etmiş, modacı Hakan Akkaya ise Çağla Şıkel’den ardından star manken yetişmediğini söyleyip onu şov yapmakla suçlamıştı.Podyumlarda hakikaten de ‘assolist’ manken yok muydu artık? Dergicilik geçmişimi deşmiştim: Merve İldeniz ile silikonlarının Harper’s Bazaar’ın kapağında dinamit tesiri Okumaya devam et “DÜNYA RÜYA DÖRTLÜSÜ”

Onsuz olmaz

Onsuz olmaz

Ruh eşi, ruh ikizi, 2. yarısı, olmazsa olmazı, aşkitosu, bitanesi… Bu kelimelerle konuşanlara talep ettiğimiz civarı söz edelim, inkâr da edemeyiz: O ‘Sen yoksan her birşey noksan, sen varsan her birşey tamam’ hissi, bin senelerin klasiği. Eskimez, zamanı geçmez.Mutfaktaki mevcudiyeti de bitmez. Peynir ekmekle başlar, kuru fasulye pilavsız sonlanmaz. Köftesiz piyaz hiçtir; piyazsız köfte, yarım.Okul ve işyeri yemekhanelerinde, beraberliklerinden o civarı da kıvılcım çıkmayan, belki zorlukla başı göz edilmiş, ardından da alışkanlığa haline gelmişlere rastlanır. Dolmayla makarna örnek. Etli dolmada esasen pirinç boldtümör, her yemekhanede her hafta karşılaşıldığı üzere, yanındaki makarna da nedir?Ama birçok çiftin ne sebeple çift meydana geldiğini biliriz. Damağımız, hafızamızı onaylar; bu ikisi gerçekten de birbirini tamamlar. Okumaya devam et “Onsuz olmaz”

Maymunlar Roma’ya yılanlar New York’a

Maymunlar Roma’ya yılanlar New York’a

Hangi senede doğdunuz? Çin astrolojisine yönelik, dünyaya gitmiş olduğunuz seneye yönelik bir hayvansınız. Köpek de olabilirsiniz, kaplan da… Ama faresiniz diye de bozulmak yok! Prontotourblog, Çin astrolojisine yönelik ne türlü yolculuklar yapmanız gerektiğini tespit edilmiş. Kaplanların tabiat sporları yapacakları gezilerde, safari turlarında sevinçli olacaklarını oturduğumuz yerden de biliriz. Peki fareler ne yapsın? Bakın bakalım, nesiniz ve ne türlü gezilere uygunsunuz? 1924, 1936, 1948, 1960, 1972, 1984, 1996, 2008 doğumluysanız… Heyecan duygunuzu gıdıklayacak yepyeni keşifler amaçlı seyahat etmeliymişsiniz. Paket turlar, cız! 1925, 1937, 1949, 1961, 1973, 1985, 1997, 2009 doğumluysanız… Yurt dışı değil de içi, ek olarak aile odaklı ve bizden tatil rotaları sizlere göreymiş. Son dakikacı değil, ince plancıymışsınız. Okumaya devam et “Maymunlar Roma’ya yılanlar New York’a”

Kaynanadili, gelin boğan mı

Kaynanadili, gelin boğan mı

Haberi biliyorsunuzdur; Osmaniçin’de bir çeşit devrim oldu: Yargıtay, kayınvalidesiyle benzer hanede hayatını sürdürmek istemediğini söyleyerek boşanma davası açan gelini haklı buldu. Hüküm emsal niteliği taşıdığı amaçlı de ne oldu? Kayınvalideleriyle birlikte oturan gelinlere, ‘ayrı ev açmadıkları’ gerekçesiyle kocalarına boşanma davası açma hakkı doğdu. O civarı da hoppadanak olmadı elbette. Öncesinde mahalli savcılık davayı kabul etmedi. Ama gelin azimliymiş. Kararı Yargıtay’a temyize götürdü. Yargıtay da kocanın farklı ev açmamasını ‘kusurlu bir hareket’ olarak değerlendirip boşanma nedeni saydı. Pratikte işler mi, bu nedenden boşanmalar çılgınca artar mı, Okumaya devam et “Kaynanadili, gelin boğan mı”