Kim bu yönlendirici basın patronu

Kim bu yönlendirici basın patronu

Yaşıtları top peşinde koşarken o Acemyan’ın piyano galerisinde örtülerin altındaki tuşları okşarmış. İş aradığı pavyonların kapısından kovulup, Saray Muhallebicisi’nin vitrinine yapıştığı sefil bugünü bir sürü olmuş. Sonrasındaysa piyanist şantörlük kurumunun açık ara piri, tereddütsüz eşlik edebileceğimiz sürüyle şarkının sesi… Tanıdığımıza ve kaybettiğimize samimiyetle üzüldüğümüz Bireysel Özbeğen’in peki siyasetle ilişkisi nasılmış? Diplomayı alacağı gün başına ne gelmiş? Soyadını yazmak Nietzsche’den bin beter, okuması farklı muamma meydana gelen dizi oyuncusu Nik Xhelilaj, karşısına çıkan paparazzilere, Okan Bayülgen’in dahi bugüne civarı mantık edemediği bir birşey yapıp lamaya benzetildi. Ne tip bir eylemdi bu? Okumaya devam et “Kim bu yönlendirici basın patronu”

Sorarım size

Sorarım size

Bilemeyiz elbette. Ama şunu biliyoruz: İnsan aynada olması gerektiği civarı dürüst olamıyor kendisine; poz veriyor, anlam takınıyor. Fotoğraf ise bir sürü ek olarak objektif, bir sürü ek olarak vicdansız… Yepyeni çekilmiş bir fotoğrafınıza bakıp, ben hangi ara bu civarı yaşlandım/şiştim/çöktüm/ çirkinleştim demeniz bazen, bundan. Katar Emiri Şeyh Hamid Bin Halife El Tani de, seneler arasında arzu eder istemez alışmıştır kendine, sabahları tıraş oluyorken her seferinde kocaman travma Okumaya devam et “Sorarım size”

ÂKİL ERKEK OYSAKI OBUR, ÜSTELIK YAMYAM DEMEKMİŞ

ÂKİL ERKEK OYSAKI OBUR, ÜSTELIK YAMYAM DEMEKMİŞ

Haftanın ‘Keşke ben bilseydim bunu, ben yazsaydım’ diye imrendiren yazısı, Murat Bardakçı’dan geldi: “Âkil erkek demek ‘obur’ ve ‘yamyam’ demektir!” (Habertürk, 27 Mart Çarşamba) “Kürt probleminin hallinde iş yapabilecek aklıbaşında adları tespit ettiklerini söylüyorlar şayet Türkçeleri bu işe birçok yetmediğinden olacak, ‘zeki’ değil, ‘obur erkek’ listeleri yapıyorlar!” diyordu Bardakçı. Sorunun aslı şöyleymiş: “Bu biçimde listeler hazırlanırken ‘zeki’ ve ‘bilge’ mahaline kullanılması gerekli olan kelime ‘âkil’ değil, ‘âkıl’dır; ‘âkil’, ‘çok yiyecek yiyen’ ve ‘obur’ demektir! ‘Âkil’ sıfatı ‘yiyecek’ fiilinin karşılığı meydana gelen ‘ekl’ sözünden, Okumaya devam et “ÂKİL ERKEK OYSAKI OBUR, ÜSTELIK YAMYAM DEMEKMİŞ”

BİR ÇEŞIT KOLEKSİYONER: 6 BİN 297 ADET ÇİN LOKANTASINA GİTMİŞ

BİR ÇEŞIT KOLEKSİYONER: 6 BİN 297 ADET ÇİN LOKANTASINA GİTMİŞ

Böyle takıntılı tiplere hastayım. Los Angeles’ta hayatını sürdüren avukat David Chan da bir çeşit koleksiyoner sayılır: Bir nevi Çin restoranı biriktiricisi. Startı 1985’te vermiş ve şimdiye civarı ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI ve Kanada’da toplamında 6 bin 297 adet Çin lokantasına gitmiş bu zat. Çin orijinli üçüncü nesil Amerikalı Chan’ın bir yabancı iddiası daha var: Bu aşamada hiç çubuk kullanmamış! Obsesyon mu agresyon mu diyelim, yoksa meblağlılık mı? Bu açıdan bir performans sanatçısı da sayılamaz mı? Okumaya devam et “BİR ÇEŞIT KOLEKSİYONER: 6 BİN 297 ADET ÇİN LOKANTASINA GİTMİŞ”

GÜL REÇELİYLE ANILAN KADIN: NAZMİYE DEMİREL

GÜL REÇELİYLE ANILAN KADIN: NAZMİYE DEMİREL

Konuşmama kararı alıp bunu hiç bozmamasıyla da, keskin meydana geldiği söylenen zekasını meydana koymaya zerre tenezzül etmemesiyle de, ojeli uzunca tırnaklarıyla da politik tarihimizdeki sayılabilir enteresan kadından… Evlenme yıldönümü pastasının 12 Mart’ta kesilmesi, helvasının 27 Mayıs’ta kavrulmasıyla, siyasetle organik bir bağı var adeta… Ama diğer yandan da bambaşka bir kadın: Gül reçeliyle anımsanan bir ev kadını. Yaptığı gül reçelleri dillere destan. Evine gelenleri kesinlikle yediriyor, içiriyor, giderken de eline bir kavanoz reçel tutuşturuyor. İster first lady, arzu eder olağan vatandaş; bir bayanın gül reçeliyle anılacak olması ne güzel, ne tsüvari… Okumaya devam et “GÜL REÇELİYLE ANILAN KADIN: NAZMİYE DEMİREL”

CANIM, KINALI’YA CIVARı GELSENE

CANIM, KINALI’YA CIVARı GELSENE

Şiirlerinde adaları aşklara dekorasyon eden şairlerin en başında Yahya Kemal Beyatlı geliyor. Ama o Büyükada’nın şairi. Kınalıada’nın şairi olarak malum Fazıl Ahmet Aykaç’ın ona sitem ettiği bir şiiri var: “Uğramadın bu yaz bize hiç Kemal / Neyi bekliyorsun adeta güzü mü? / Bizi unutturdu sana tahmin / Gene bu Viranbağ’ın ekşi üzümü / Cidden bir birşey oluyor sana bu yil / Eskiyen dostlarını bıraktın tüm / Canım, Kınalı’ya civarı gelsene / Ekmek vesikanı alıp da bir gün.” (Bu şiir yazıldığında sene 1917, Birinci Hayat Savaşı sürmekte ve ekmek vesikaya bağlanmış vaziyette…) Son Zamanlarda Adalar’a altını çizen yüzlerce kez var. Kabataş’tan, Bostancı’dan, Kadıköy’den… Okumaya devam et “CANIM, KINALI’YA CIVARı GELSENE”

EN DOSTANE KOMŞULAR, EN ŞIMARTAN PLAJLAR

EN DOSTANE KOMŞULAR, EN ŞIMARTAN PLAJLAR

Molivos harika şayet denize girmelik yeri az. Petra’da normal koşullarda deniz berbat değil şayet ‘meltemi’ tecrübe et rüzgâra isabet gelirseniz, bir sürü kabarıp köpürüp kumlanıp, kazık atabiliyor. Petra’nın, Molivos dönüşlerinin pratikliği dışındaki vakası şu; insanı kavrayan bir semt. Sabahları kahvaltı yaptığınız kahvede her müdavimin yeri belli, 2. gidişte sizi de aileden sayıp merhaba veriyorlar. Ilion’un sahibi, eskiyen sinemacı biraderlerden biri, Geçen aylarda eşini kaybetmiş; elinizi avucunun içerisine alıp anlatırken gözleri doluyor, kucaklaşıyorsunuz. En güzel restoran Thalassa’da ahtapotun aşmış lezzetteki suyuna şamandıra yaparken, buranın sahibi Maria “Bu kolye Okumaya devam et “EN DOSTANE KOMŞULAR, EN ŞIMARTAN PLAJLAR”

NOHUTLU PİLAV MI, BALIK EKMEK Mİ

NOHUTLU PİLAV MI, BALIK EKMEK Mİ

Soruyu duyunca durdum: Ismin manası Arapçada Yunan tavuğu, Yunancada Fransız tavuğu, Fransızcada ise Hint tavuğu meydana gelen hayvanın bizdeki adı nedir? A) Sülün B) Ördek C) Hindi D) Tavuk Yarışan ‘Sülün’ deyip elendi, Doğrusu ‘Hindi’ olacaktı. Sıradaki! Kenan Işık, Kim Milyoner Olmak İster’in (atv) yepyeni yarışmacısına sordu: Önceden annelerin öbür telefonla bebeklerinin konuşmalarını dinlediği, benzer numaraya sahip iki telefon hattı hangi isimle anılırdı? A) Telsiz telefon B) Paralel telefon C) Ankesörü telefon D) Kutulu telefon Ihtiyar olmak bu şekilde bir Okumaya devam et “NOHUTLU PİLAV MI, BALIK EKMEK Mİ”

ŞEN KUZU GİBİ, BİR KUZU GİBİ, HEM BIR ŞEN HEM BIR MAHZUN!

ŞEN KUZU GİBİ, BİR KUZU GİBİ, HEM BIR ŞEN HEM BIR MAHZUN!

Otuzların kocaman tangocusu Seyyan Hanım’ın bir fantezi şarkısı, ‘Şen kuzu benzeri, bir kuzu benzeri, hem bir şen hem bir mahzun’ dizeleriyle başlar. Koca kent İstanbul’da dahi, demek ki ‘kuzu’, aşkî bir şarkının referans kaynağı olabiliyordu otuzlu yıllarda” diyen yazar kim? Selim İleri Murat Belge’nin Tarih Süresince Yiyecek Kültürü kitabında (İletişim Yayınları) ‘Koyun’a torpilli koltuk ayrılır. Yeryüzünde evcilleştirilen önce hayvanın oyun meydana geldiğini söyler Murat Belge: “Bugünkü haliyle koyuna baktığınızda, bunun bu gibi meydana gelmesine şaşacak bir yön yok benzeri. Üstelik ‘Evcilleşmiş olmasalar, bunların durumu nic’olurdu?’ diye sormak olası. Elbette bu civarı ‘koyunlaşmış’ olmaları, mühim ölçüde evcilleşmelerinin de neticesi. Ne olsa, halen yabanî koyun cinsleri de Okumaya devam et “ŞEN KUZU GİBİ, BİR KUZU GİBİ, HEM BIR ŞEN HEM BIR MAHZUN!”

BIKTIK KAFE YEMEKLERİNDEN

BIKTIK KAFE YEMEKLERİNDEN

Tarafsız olamam, hayatımın geçtiği cadde burası. En mutsuz ergenlik günlerimi Kristal’inde hamburger yiyerek atlattığım cadde. Halen önce boşlukta yürüyüşe çıktığım, alım satım amaçlı önce baktığım, randevu amaçlı önce aklıma iştirak eden, üç zaman uğramazsam apaçık özlediğim cadde. O yüzden beni ciddiye almayan, Hıncal Uluç’a kulak versin: “Bu Bağdat Caddesi, inanın dünyayı gezen biri olarak söylüyorum… Dünyanın yabancı yerinde yok… Yeryüzünde bir Bağdat Caddesi ek olarak yok…” Dünyanın en albenili caddelerinden biri var elimizde. Ve de hamle Okumaya devam et “BIKTIK KAFE YEMEKLERİNDEN”