TOPLU KABIR SÜREYİ UZATIYOR

TOPLU KABIR SÜREYİ UZATIYOR

Laboratuvarın sorumlusu Popi Hrisostomou’dan antropolojik çalışmalar ile alakalı haber alıyoruz: “Kazı yerlerinden buraya gelen kemikleri ilk öncesinde kayıtlara geçiriyor ve resimlerini çekiyoruz. Daha daha sonra hangi iskelete ilişkin oldukları belli olmayan bütün irili ufaklı kemikleri gruplar şeklinde ayırıyoruz. Bir Takım vaziyetlerde cesetlerin gömülü oldukları yerlerde olan toprak kaymaları ya da su baskın benzeri vaziyetlerde iskelet kemikleri birbirine karıştığından hangi kemiğin hangi iskelete ilişkin meydana geldiği rahatlıkla anlaşılmıyor. Bu işlemleri tamamladıktan daha sonra kemik örneklerini DNA laboratuvarına gönderiyoruz. Burada kemiklerin bilimsel profili meydana çıkıyor. Ailelerin verdiği zarar kişinin boyu, ağırlığı, yaptığı iş benzeri alakalı detaylı verileri de ilave etmek suretiyle kimlik tespiti yapabiliyoruz.” Yeniden Hrisostomou’ya yönelik, mezarda 20 cesetle beraber bulunacak bir zarar kişinin kimlik tespitinin, ayrı ayrı gömülü olanların kimlik tespitinden bir sürü daha bir sürü zaman ediniyor. Bu da toplanmış mezarlarda kemiklerin birbirine dolanmasından kaynaklanıyor.

RUM-TÜRK DİYE AYIRIM YOK

RUM-TÜRK DİYE AYIRIM YOK

Basık binaların birinin kapısında bizi bekleyen KŞK’nin Türk eş başkanı Gülden Plümer Küçük’ün halen, az öncesinde zarar bir kişinin naaşını verdiği serisinin feryatlarının tesiri altında meydana geldiğini görüyoruz. Küçük’ün beraberinde komitenin Rum eş başkanı İlias Georgiades’in koltuk aldığı ana laboratuvar binasına gerçek ilerliyoruz. Kapısından içeri girer girmez insanı bir ürperti basıyor. Sıra sıra uzunca masaların üst kısmına yerleştirilen iskeletler, kafatasları ve irili ufaklı numaralandırılmış kemikler gruplara boşanmış. Laboratuvarda da benzer kazı yerlerinde meydana geldiği benzeri karma ekipler çalışıyor. Masaların üzerindeki iskeletler “Rum” ya da “Türk” diye ayrılmamış. Antropologlar, iskeletlerin üzerindeki numaralara yönelik çalışıyorlar. Kimisi kurşunla parçalanmış bir takım kafa taslarının eksikliklerini ufalanmış kemik taneleriyle tamamlıyor. Kimisi de zor bir cisimle kırıldığı anlaşılan kol ya da bacak kemiklerini ölçüyor. Laboratuvar içerisinde bununla birlikte içlerinde kazı yerlerinden getirilmiş kemikleri barındıran kırmızı kutuların sıralandığı bir kısım var. Ana laboratuvardaki iskeletlerin tamamlanıp ailelerine teslim edilmesinden ardından, sıra bu kutuların açılmasına geliyor.

Kayıpların hikâyesini bu kemikler anlatıyor

Kayıpların hikâyesini bu kemikler anlatıyor

Kıbrıs’ta yaraların sarılıp acıların hafiflemesi amaçlı her iki taraf da yüklü gayret sarf etmekte. Kayıpların yer alması yerine bütün adada kazılardan çıkartılan kemiklerin toplandığı antropoloji laboratuvarı da bu çabanın sergilendiği merkezlerden biri… Burada çalışanlar Lefkoşa’nın BIRLEŞMIŞ MILLETLER gözetimi altındaki ara alanda toplanıyor. 1974’e civarı Lefkoşa’da beynelmilel havaalanı olarak kullanılan bu ara bölgedeki saatler, adeta 1974’te çakılı kalmış. Bu alanda 35 seneden itibaren hiçbir çalışma gösterilmemiş. Çevre yalnızca BIRLEŞMIŞ MILLETLER askerleriyle dolu. Şayet şimdilerde en azından mukaddes bir vazife amaçlı Lefkoşa’nın asıl sahipleri başka bir deyişle Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar aracılığıyla kullanılıyor. Ara bölgedeki BIRLEŞMIŞ MILLETLER askerlerine geçiş izinlerimizi gösterdikten ardından ağaçlıklı dar ve kıvrak bir sokak bizi, üstünde MPC (Missing People Committee) başka bir deyişle Zarar Şahıslar Komitesi binasına getiriyor.